Haber
21 Mayıs 2026
İş Dünyası COP31 Yolunda İklim Eylemi İçin Bir Araya Geldi
Birleşmiş Milletler Türkiye, UN Global Compact Türkiye ve Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle düzenlenen “COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Özel Sektör İstişareleri Serisi: İklim Eylemi Gündeminde Özel Sektörün Rolü” başlıklı ilk toplantı, 21 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Toplantıda; düşük karbonlu dönüşüm, iklim finansmanı, karbonsuzlaşma ve dayanıklılık konularında özel sektörün rolü ele alındı.Seri kapsamında, iş dünyasının düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde karşılaştığı zorlukların ele alınması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi, fırsat alanlarının belirlenmesi ve çok paydaşlı ortaklıklar aracılığıyla COP31 sürecine katkı sunulması amaçlanıyor.“İklim Değişikliğiyle Mücadelede Özel Sektörün Rolü Her Geçen Gün Artıyor” Açılış konuşmasında söz alan UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk, iklim değişikliğiyle mücadelenin şirketler açısından doğrudan risk yönetimi, dayanıklılık ve rekabetçilikle bağlantılı olduğunu vurguladı.“İklim değişikliğiyle mücadele artık yalnızca iyi zamanların konusu değil. Tedarik zincirlerinin kesintiye uğradığı, enerji maliyetlerinin dalgalandığı ve finansmana erişimin zorlaştığı bir dünyada şirketler için yol gösterici bir çerçeve sunuyor. Artık biliyoruz ki hareketsiz kalmanın maliyeti, dönüşümün maliyetinden daha yüksek. Bu bağlamda özel sektörün iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolü her geçen gün artıyor; bugün özel sektör çözümün merkezinde yer alıyor. COP31’in ana gündem başlıkları olan sıfır atık, gıda güvenliği, yeşil sanayileşme, temiz enerji dönüşümü ve iklim uyumu, önümüzdeki dönemde odaklanmamız gereken alanlara işaret ediyor. Şirketler bu alanlardaki taahhütlerini güçlendirerek, ilerlemelerini şeffaf şekilde raporlayarak, dönüşümü inovasyon yoluyla ölçeklendirerek ve değer zincirlerine yayarak küresel rekabet güçlerini artırabilirler,” dedi.Yeşil Dönüşüm İçin İklim Finansmanı ve Şeffaflık Kritik Öneme Sahip Açılış konuşmasında Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Üyesi Melih Ecertaş ise iklim eyleminin aynı zamanda güçlü finansal farkındalık ve şeffaflık gerektirdiğini vurguladı. Ecertaş, Türk Hava Yolları’nın iklim risklerinin finansal sistemlere entegre edilmesi, Kapsam 3 emisyonlarının şeffaf biçimde takip edilmesi ve geçiş planlamalarının güvenilirliğinin sağlanması konusunda en yüksek uluslararası standartları uygulamaya kararlı olduğunu ifade etti. Türkiye’de yeşil tahviller, karma finansman modelleri ve sürdürülebilirlik bağlantılı krediler gibi yenilikçi finansal araçların yaygınlaştırılmasının yalnızca Türk Hava Yolları gibi şirketlerin değil, Türkiye özel sektörünün genelinde yeşil dönüşümü hızlandıracağını belirtti.“Türkiye’nin Küresel İklim Hedeflerine Önemli Katkılar Sunma Potansiyeli Var” Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi ise, dinamik ve küresel ölçekte bağlantılı bir özel sektöre sahip üst orta gelirli bir ekonomi olarak Türkiye’nin yalnızca ülke içinde sürdürülebilir ve dirençli büyümeyi ilerletmekle kalmayıp, aynı zamanda küresel iklim hedeflerine de önemli katkılar sunma potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.Ahonsi, Türkiye’nin İklim Kanunu süreci, Ulusal Katkı Beyanları (NDC’ler), uzun vadeli kalkınma öncelikleri, yeşil dönüşüm gündemi, sürdürülebilir finans çalışmaları ve uluslararası iklim raporlama ile açıklama standartlarına uyum çabalarını içeren gelişen ulusal politika çerçevesinin dönüştürücü eylemler için önemli bir ivme yarattığını belirtti.“COP31 yalnızca bir müzakere dönüm noktası değil; aynı zamanda uygulama, ortaklıklar, finansman ve somut dönüşüme odaklanan bir hayata geçirme dönüm noktası olmalıdır. Bunu mümkün kılmada özel sektörün kritik bir rolü bulunmaktadır,” dedi.COP31 İçin Dört Öncelikli Alan Belirlendi COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ise COP31 kapsamında dört temel öncelik alanı belirlendiğini ifade etti.“Bunlardan biri gıda israfı. COP31’de 100’den fazla ülke ve uluslararası kuruluşun desteğiyle yeni bir kampanya başlatıyoruz. Bu 10 yıllık bir kampanya olacak. Eğer gıda israfını yüzde 20 azaltabilirsek dünyadaki açlığı sona erdirebiliriz,” dedi.Enerji verimliliğinin COP31’in bir diğer öncelik alanı olduğunu vurgulayan Ağırbaş şöyle devam etti:“Türkiye enerji ithalatı için yılda 100 milyar dolardan fazla ödeme yapıyor. Ne yazık ki ülkemiz büyük doğal gaz veya petrol rezervlerine sahip değil. Özel sektör, sivil toplum ve tüm paydaşlar olarak elimizden geleni yapacağımıza inanıyoruz. Aynı zamanda bu yatırımlar ve çalışmalar sürerken toplumsal farkındalık da oluşturmalıyız. Üçüncü önceliğimiz su verimliliği. Ne yazık ki Türkiye’nin su kaynakları çok sınırlı ve her geçen gün bunları kaybediyoruz. Çözüme ihtiyaç varsa çözüm üretiyoruz. Hep birlikte bu ülkenin suyunu, havasını ve doğasını korumalıyız. Dördüncü önceliğimiz ise kadınlar, çocuklar ve gençler. İklim değişikliğinin etkilerinden en fazla etkilenen gruplar oldukları için kadınlar, gençler ve çocuklar için daha fazlasını yapmalıyız.”Açılış konuşmalarının ardından, UN Global Compact Türkiye üyesi şirketler, iş dünyası kuruluşları ve Türkiye’de faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla yuvarlak masa oturumları düzenlendi. Görüşmelerde “Azaltım ve Karbonsuzlaşma Yol Haritaları”, “İklim Uyum ve Dayanıklılık”, “Kurumsal İklim Hedefleri ve Raporlama” ile “İklim Finansmanı ve Yatırımları” başlıkları ele alındı.Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), yalnızca bir müzakere platformu olmanın ötesinde; hızlandırılmış uygulama, somut yol haritaları ve özel sektör dahil tüm paydaşların kapsayıcı katılımına odaklanan bir süreç olmayı hedefliyor.