Gençler değişen iş gücü piyasasına nasıl hazırlanabilir?
Çalışanların bugün kullandığı becerilerin yaklaşık yüzde 40’ının 2030 yılına kadar değişebileceği veya geçerliliğini yitirebileceği tahmin ediliyor.
Geleceğe yönelik bir kariyer yolu seçmek hiçbir zaman kolay olmadı. Ancak bugün gençler için yapay zekâ gibi teknolojilerde yaşanan hızlı gelişmeler, önümüzdeki yıllarda hangi becerilerin önemini koruyacağını öngörmeyi her zamankinden daha zor hale getiriyor.
Çalışanların bugün kullandığı becerilerin yaklaşık yüzde 40’ının 2030 yılına kadar değişebileceği veya geçerliliğini yitirebileceği tahmin ediliyor. Ancak Columbia Üniversitesi Kariyer Geliştirme Kıdemli Direktör Yardımcısı Francesca Fanelli’nin gençlere bazı önemli önerileri var:
- “Yapay zekâdan etkilenmeyecek” bir meslek aramayın.
- Yapay zekâyı etkili kullanabilmek giderek daha değerli bir iş becerisi haline geliyor.
- Farklı sektörlerdeki fırsatları değerlendirin ve çalışma hayatı değişmeye devam ederken yeni yönelimlere açık olun.
- İlgi alanlarınıza ve güçlü yönlerinize odaklanırken, farklı işlerde kullanabileceğiniz aktarılabilir becerilerden oluşan geniş bir “beceri seti” geliştirin.
Her yıl 15 Temmuz’da kutlanan Dünya Gençlik Becerileri Günü, gençlerin istihdam, insana yakışır iş ve girişimcilik için gerekli becerilerle donatılmasının önemine dikkat çekiyor. 2026 yılının teması olan “Ortak Gelecek İçin Beceriler”, önemli bir soruyu gündeme taşıyor: Gençler, yaşamları boyunca değişmeye devam edecek iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına nasıl hazırlanabilir?
“Bence günümüz gençlerinin daha açık fikirli, daha esnek ve değişime daha uyumlu olması gerekiyor,” diyor Columbia Üniversitesi Lisansüstü Kariyer Geliştirme Kıdemli Direktör Yardımcısı Francesca Fanelli.
Öğrencilerin ve yeni mezunların rekabetin yoğun olduğu ve hızla değişen iş gücü piyasasında yol bulmalarına destek veren Fanelli, BM Haber'e bu süreci başarıyla yönetmenin yollarını anlattı.
Belirsiz bir geleceğe hazırlanmak
Dünya Ekonomik Forumu’nun tahminlerine göre, çalışanların bugün sahip olduğu becerilerin yaklaşık yüzde 40’ı 2030 yılına kadar değişecek veya geçerliliğini yitirecek. Bu da uyum sağlama becerisi ile yaşam boyu öğrenmeyi her zamankinden daha önemli hale getiriyor.
Fanelli’ye göre çözüm, “yapay zekâdan etkilenmeyecek” bir meslek aramak değil.
Bazı öğrencilerin kariyer planlarını yeniden gözden geçirdiğini ve otomasyondan daha az etkileneceği düşünülen teknik mesleklere yöneldiğini belirten Fanelli, kariyer kararlarının yalnızca yapay zekâ ve teknolojik değişimin hangi işleri daha az etkileyeceğine dair varsayımlara dayanarak verilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Bunun yerine gençlere, ilgi alanlarına ve güçlü yönlerine odaklanmalarını, aynı zamanda kariyerleri boyunca farklı görevlerde kullanabilecekleri aktarılabilir becerilerden oluşan geniş bir “beceri seti” geliştirmelerini öneriyor.
Tek bir kariyer yoluna bağlı kalmak yerine öğrencilerin farklı sektörlerdeki fırsatları keşfetmelerini ve çalışma hayatı değişmeye devam ettikçe yeni yönelimlere açık olmalarını tavsiye ediyor.
Yapay zekâ ile birlikte: “Sorun çözen hâlâ sizsiniz”
Çalışma hayatının geleceğini tahmin etmek zor olsa da Fanelli’ye göre bir konu artık net: Yapay zekâyı etkili kullanabilmek giderek daha değerli bir iş becerisi haline geliyor.
“Yapay zekâ okuryazarlığı artık işverenlerin aradığı bir beceri,” diyor. “İşe yeni başlayan kişilerin bu aracı nasıl kullanacağını bilmelerini istiyorlar.”
Bu da doğru soruları sormayı, etkili komutlar yazmayı, yapay zekânın ürettiği bilgileri doğrulamayı ve bu bilgileri nasıl kullanacağınıza karar vermeyi kapsıyor.
“Yapay zekâyı bir problem çözücü olarak değil, bir yardımcı olarak kullanmalısınız,” diyor Fanelli. “Sorunu çözen kişi hâlâ sizsiniz.”
Yapay zekâyı kendi avantajınıza kullanın
İş arayanlar için yapay zekâ başvuru sürecinin birçok aşamasında faydalı olabilir. Fanelli; iş ilanlarını analiz etmek, işverenlerin aradığı becerileri belirlemek, başvuru belgelerini ilana göre uyarlamak ve mülakatlara hazırlanmak için yapay zekâdan yararlanılmasını öneriyor. Ancak elde edilen sonuçların kalitesinin büyük ölçüde verilen talimatların niteliğine bağlı olduğunu da hatırlatıyor.
Bununla birlikte her başvurunun adayın kendi deneyimini ve kişiliğini yansıtması gerektiğinin altını çiziyor.
“Kendi sesinizi yansıttığından emin olun; normalde asla kullanmayacağınız ifadelerin başvurunuzda yer almamasına dikkat edin,” tavsiyesinde bulunuyor.
Becerileri işe dönüştürmek
Ancak yapay zekâyı kullanmayı öğrenmek, iş gücü piyasasına hazırlanmanın yalnızca bir parçası. Pek çok öğrenci ve yeni mezun için iş arama sürecinin kendisi oldukça belirsiz ve bunaltıcı olabiliyor.
“Tüm süreç gerçekten çok bunaltıcı gelebiliyor,” diyor Fanelli. “Öğrenciler daha başlamadan sürecin ağırlığı altında kalıyor ve cesaretlerini kaybediyor.”
Amerika Birleşik Devletleri’nde iş arayanların ortalama 6,6 ayda iş bulabildiğini gösteren verilere dikkat çeken Fanelli, bu kadar uzun süren bir arama sürecinin etkili bir strateji ile reddedilme ve öz güven kaybıyla başa çıkabilecek dayanıklılık gerektirdiğini söylüyor.
Pek çok yeni mezun ise başka bir ikilem yaşıyor. Güçlü akademik geçmişe sahip olmalarına rağmen yeterli uygulamalı deneyime sahip olmadıklarını düşünüyor ve kendilerini “hem fazla nitelikli hem de yetersiz nitelikli” hissedebiliyorlar.
Oysa kendini yetersiz hissetmek, işverenlerin aradığı becerilere sahip olunmadığı anlamına gelmiyor. Fanelli’ye göre birçok genç, eğitimleri sırasında zaten geliştirdikleri becerilerin değerini yeterince fark etmiyor.
“Hâlâ hemen her iş ilanında iş birliği, iletişim ve ekip çalışması becerilerinin arandığını görüyorum. Büyük olasılıkla bunları eğitiminiz boyunca geliştirdiniz. Önemli olan, bu becerileri işverenlerin anlayacağı şekilde nasıl ifade edeceğinizi düşünmenizdir,” diyor.
Hayalinizdeki işin ötesinde
Belirsiz bir geleceğe hazırlanırken Fanelli, gençlerin kendilerine “mükemmel” işi bulma konusunda fazla baskı yapmamalarını öneriyor.
“Hayalinizdeki iş, düşündüğünüz şey olmayabilir,” diyor.
Tüm beklentileri karşılayan tek bir işi aramak yerine, en azından bir açıdan tatmin sağlayan bir işe yönelmelerini tavsiye ediyor. Çünkü yaşamın anlamı tek başına işten gelmek zorunda değil.
Aile, arkadaşlıklar, yaşanılan topluluk ve kişisel ilgi alanlarının da önemli anlam kaynakları olabileceğini belirten Fanelli, işin her ihtiyacı karşılamasının gerekmediğini vurguluyor.
“Bazen bir iş sadece maddi istikrar sağlamak içindir ve bunda yanlış olan hiçbir şey yoktur.”