COP31'e doğru: İklim eyleminde gençlerin liderliği Bahçeşehir Üniversitesi'nde tartışıldı
Bahçeşehir Üniversitesi Sürdürülebilirlik için Küresel Gençlik Zirvesi BM Türkiye Oturumu
Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen “Savunuculuktan Etkiye: İklim Eyleminde Genç Liderliği” başlıklı Birleşmiş Milletler Türkiye oturumunda yaklaşık 200 öğrenci, genç iklim savunucusu, akademisyen ve Birleşmiş Milletler temsilcisi bir araya gelerek, Türkiye’nin 2026 yılında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde gençlerin sürdürülebilir ve iklime dirençli toplumların şekillendirilmesindeki kritik rolünü ele aldı.
Sürdürülebilirlik için Küresel Gençlik Zirvesi 2026 kapsamında düzenlenen oturumda; gençlerin iklim eylemine katılımının güçlendirilmesi, küresel iklim süreçlerine ilişkin diyaloğun ilerletilmesi ve gençlerin politika tasarımı ile uygulama süreçlerine nasıl katkı sunabileceği konuları ele alındı.
Oturumun açılışında konuşan Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi, iklim krizinin giderek artan aciliyetine ve bunun gençlerin günlük yaşamı, kentler, geçim kaynakları ve gelecek fırsatları üzerindeki doğrudan etkilerine dikkat çekti.
“Dünyanın giderek daha kırılgan hissettirdiği bir dönemde bir araya geliyoruz. İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, eşitsizlik, hızlı kentleşme ve teknolojik dönüşüm; hiçbir neslin daha önce deneyimlemediği şekillerde iç içe geçiyor,” diyen Ahonsi, “Bunlar uzak ya da teorik sorunlar değil. Şimdiden günlük yaşamlarınızı şekillendiriyorlar.” ifadelerini kullandı.
İklim değişikliğinin seller, sıcak hava dalgaları ve çevresel bozulma yoluyla şehirleri ve toplumları giderek daha fazla etkilediğini vurgulayan Ahonsi, iklim eyleminin yalnızca çevresel bir mesele olarak değil, aynı zamanda kalkınma ve adalet meselesi olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Gençlerin yalnızca danışılan değil, geleceğini etkileyecek çözümlerin ve kararların şekillendirilmesinde aktif rol oynayan paydaşlar olması gerektiğini ifade etti.
Ahonsi ayrıca gençlerin yenilikçilik ve katılım alanındaki potansiyeline dikkat çekerek, dünyanın dört bir yanında gençlerin iklim uygulamaları geliştirdiğini, sel risklerini haritalandırdığını ve karar alıcıları hesap verebilir kılmak için dijital araçlar kullandığını söyledi.
“2026’daki COP31’e doğru ilerlerken Türkiye, iklim eylemi konusunda küresel ölçekte önemli bir görünürlük kazanıyor,” diyen Ahonsi, “Ancak COP31 yalnızca uluslararası müzakerelerden ibaret değil. Enerji sistemlerinden şehirlere, gıda sistemlerinden afet direncine kadar ulusal ve yerel düzeyde gerçek dönüşümü hızlandırıp hızlandıramayacağımızla ilgili.” ifadelerini kullandı.
Katılımcıları üniversite adına selamlayan Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Esra Hatipoğlu ise Birleşmiş Milletler sistemiyle iş birliğinin önemine vurgu yaparak üniversitenin uluslararası katılım ve sürdürülebilirlik alanındaki rolünü öne çıkardı.
“Türkiye ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde önemli çalışmalar yapan CIFAL İstanbul, UNITAR İstanbul’a ev sahipliği yapıyoruz. Bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler ile ilişkilerimize büyük önem veriyoruz,” diyen Hatipoğlu, BM’yi üniversitede ağırlamanın ayrıca anlamlı olduğunu belirtti.
Panel oturumu, BM Türkiye Kalkınma Finansmanı ve Ortaklıklar Sorumlusu Bülent Açıkgöz moderatörlüğünde gerçekleştirildi. İklim şeffaflığı, genç katılımı ve sürdürülebilirlik alanlarında çalışan uzmanları bir araya getiren panelde, küresel iklim yönetişiminin yerel eylem ve genç liderlikle nasıl daha etkili şekilde buluşturulabileceği ele alındı. Panelde UNDP’den Zeynep Bakır, UNICEF’ten Nilgün Çavuşoğlu ve Bahçeşehir Üniversitesi Genç İklim Elçisi Kamil Koray Eryılmaz konuşmacı olarak yer aldı.
Panelin açılışında konuşan Açıkgöz, iklim eylemi ile sürdürülebilir kalkınma arasındaki güçlü bağlara dikkat çekti.
“İklim eylemi bağımsız bir gündem değildir; tüm Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile derin bir şekilde bağlantılıdır,” diyen Açıkgöz, “İklim alanındaki ilerleme; sağlık, eğitim, yoksulluğun azaltılması, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sürdürülebilir şehirler gibi alanlardaki sonuçları doğrudan şekillendiriyor. Aynı zamanda kuşaklar arası adalet, iklim adaletinin merkezinde yer alıyor; çünkü bugün aldığımız kararlar gelecek nesillerin haklarını, fırsatlarını ve refahını belirleyecek.” ifadelerini kullandı.
Zeynep Bakır, küresel iklim krizinin ölçeği ve aciliyetine dikkat çekerken, COP süreci ve Climate Promise girişimi gibi uluslararası çerçevelerin ülkelerin daha iddialı Ulusal Katkı Beyanları (NDC) ve uzun vadeli iklim stratejileri geliştirmesine nasıl destek verdiğini anlattı. Tartışmalarda, küresel taahhütlerin ülke öncülüğünde ve yerel düzeyde somut iklim eylemlerine dönüştürülmesinin önemi vurgulandı.
Çavuşoğlu ise özellikle kırılgan ve dezavantajlı topluluklardan gelen gençler için kapsayıcılığın ve anlamlı genç katılımının önemine dikkat çekti. Tartışmalarda kuşaklar arası eşitliğin iklim yönetişiminin temel ilkelerinden biri olduğu vurgulanırken, gençlik öncülüğündeki girişimlerin yenilikçilik, farkındalık ve hesap verebilirlik açısından önemli platformlar sunduğu belirtildi.
Bu perspektifleri tamamlayan BAU Genç İklim Elçisi Eryılmaz ise genç liderliğinin savunuculuk, akademi ve politika uygulamaları arasında köprü kurmadaki rolüne odaklandı. Tartışmalarda, gençlerin öncülük ettiği yeniliklerin desteklenmesi, yerel iklim çözümlerinin yaygınlaştırılması ve COP31’e giden süreçte yapılandırılmış genç katılımının güçlendirilmesinin önemi vurgulandı; gençlerin yalnızca seslerinin duyulduğu değil, iklim politikaları ve sonuçlarını aktif şekilde şekillendirdiği bir süreç çağrısı yapıldı.