En son
Haber
13 Ocak 2026
COP31’e Doğru: BM Mukim Koordinatörü, Türkiye’nin Baş İklim Müzakerecisi ile bir araya geldi
Daha fazla bilgi için
Haber
08 Ocak 2026
Venezuela krizi: BM’nin insani yardımları sürüyor
Daha fazla bilgi için
Haber
06 Ocak 2026
Venezuela krizi derinleşirken BM Güvenlik Konseyi bölündü
Daha fazla bilgi için
En son
Türkiye Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları yoksulluğun son erdirilmesi, çevrenin korunması, iklim krizine karşı önlem alınması, refahın adil paylaşımı ve barışı hedefliyor. BM'nin çalıştığı Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları şunlardan oluşuyor.
Haber
22 Ekim 2025
BM'nin 80'inci Yılı Panelinde Türkiye'nin çok taraflılığa verdiği sürekli destek vurgulandı
Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciği, kuruluşunun 80. yıl dönümünü kutlamak ve Türkiye'nin küresel işbirliği ve sürdürülebilir kalkınmaya olan bağlılığını yeniden teyit etmek amacıyla “Birleşmiş Milletler 80 Yaşında: Türkiye'nin BM ve Çok Taraflılığa Desteği Küresel Barış ve Kalkınmayı Nasıl İlerletiyor” başlıklı üst düzey bir panel tartışması düzenledi.ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Hassan'ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, BM Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkan Yardımcısı Dr. Rahman Nurdun ve Gençlik Temsilcisi ve Başkent Gençlik Meclisi Başkanı Hilal Gedik yer aldı.Etkinlik, kamu ve özel sektör, yabancı misyon, üniversiteler, uluslararası kurumların temsilcileri, BM Ülke Ekibi üyeleri, BM personeli, sivil toplum ve gençler olmak üzere dahil olmak üzere yaklaşık 200 katılımcıyı bir araya getirdi.Panel, Birleşmiş Milletler'in 80. yılında teşkilatın oynadığı rolün önemini yansıttığı gibi, çok taraflılığa olan bağlılığın yenilenmesinin ortaya çıkan küresel zorlukları nasıl çözebileceği ve Türkiye ile BM arasındaki başarılı işbirliği örneklerini sergiledi. Ayrıca, gençlerin seslerine ve küresel işbirliğinin geleceğine dair yeni perspektiflere bir platform sağladı. Etkinliğin açılışında BM Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, Birleşmiş Milletlerin kuruluş anını şöyle hatırlattı:“Seksen yıl önce, savaşın izlerini taşıyan bir dünyada liderler bir seçim yaptılar: kaos yerine işbirliği, kanunsuzluk yerine hukuk, çatışma yerine barış. Bu seçim, Birleşmiş Milletleri doğurdu — mükemmel bir hayal olarak değil, bir hayatta kalma stratejisi olarak.”Dr. Ahonsi, BM'nin en iyi haliyle “ortak amaçlar peşinde insanları, fikirleri ve nesilleri birbirine bağlayan bir köprü” olduğunu vurgulayarak, BM'nin 80. yıl dönümünün hem geçmiş başarıların kutlanması hem de Teşkilatın gelecek nesillere verdiği sözü yenileme anı olduğunu ekledi.Dr. Ahonsi, Türkiye'nin BM'nin kurucu üyesi ve 1945'ten bu yana çok taraflılığın güçlü bir destekçisi olarak oynadığı rolü vurguladı. Türkiye, Birleşmiş Milletler En Az Gelişmiş Ülkeler Teknoloji Bankası'na ev sahipliği yapmaktan insani yardım ve bölgesel barış çabalarında liderlik yapmaya kadar, uluslararası işbirliğinin somut ilerlemelere nasıl dönüştüğünü örneklemeye devam ettiğini ifade etti.Panel tartışma, yenilenen küresel dayanışmanın çatışmalardan iklim değişikliğine, teknolojik dönüşümden eşitsizliğe kadar günümüzün krizlerinin çözümüne nasıl yardımcı olabileceğine odaklandı. Panel moderatörü Hassan, küresel zorlukların üstesinden gelmede kolektif eylemin önemini vurguladı. Hassan, “Her şeyi bir araya getirdiğimizde, anlamlı bir cevap ortaya çıkıyor gibi görünüyor” dedi. “Asıl soru, çok taraflılık ve uluslararası işbirliğinin önümüzdeki küresel zorlukları ele almak için tercih edilen seçenekler olup olmadığıdır. Bunun cevabı da evettir” diye konuştu. Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, Türkiye'nin dış politikasının temel direkleri olan Birleşmiş Milletler ve çok taraflılığa olan uzun soluklu bağlılığını yeniden teyit etti. Gümrükçü, küresel diyalog için en kapsayıcı ve meşru platform olan BM'nin, günümüzün karmaşık ve birbiriyle bağlantılı sorunlarının çözümünde hayati bir rol oynamaya devam ettiğini kaydetti.Büyükelçi Gümrükçü, Türkiye'nin dış politika yaklaşımının her zaman diyalog, işbirliği ve uluslararası hukuka saygı ilkelerine dayandığını vurguladı. İklim değişikliği, gıda güvensizliği ve insani acil durumlar gibi küresel krizlerin, hiçbir ülkenin tek başına hareket edemeyeceğini ve çok taraflı kurumların güçlendirilmesinin kolektif ilerleme için hâlâ hayati önem taşıdığını gösterdiğini belirtti.“Türkiye, küresel sorunların küresel çözümler gerektirdiğine inanıyor” diyen Bakan Yardımcısı, “Birleşmiş Milletler ile ortaklığımız bu anlayış üzerine kurulmuştur. Barışın korunmasından insani yardıma, sürdürülebilir kalkınmadan afetlere müdahaleye kadar, Birleşmiş Milletler’i vazgeçilmez bir ortak olarak görüyoruz. Herkesin yararına işbirliğimizi güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi.Ayrıca, Türkiye'nin barış operasyonlarına, insani yardıma ve uluslararası kalkınma çabalarına yaptığı katkılar da dahil olmak üzere BM süreçlerinde aktif rolünü vurguladı ve Türkiye'nin katılımının hem küresel sorumluluğunu hem de daha barışçıl ve eşitlikçi bir dünya inşa etme taahhüdünü yansıttığını belirtti. TİKA Başkan Yardımcısı Dr. Rahman Nurdun, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında uluslararası ortaklıkların önemini vurguladı. Türkiye'nin kalkınma işbirliği çabaları ve insani yardım girişimleri aracılığıyla, farklı bölgelerdeki ihtiyaç sahibi toplulukları desteklemek için BM sistemi ile yakın işbirliği içinde çalıştığını belirtti.Dr. Nurdun, “Dayanışma ve pratik işbirliği sayesinde, kalkınmayı daha kapsayıcı hale getirebilir ve kimseyi geride bırakmayabiliriz” diye ekledi.Gençlerin sesini temsil eden Başkent Gençlik Meclisi Başkanı Hilal Gedik, küresel karar alma süreçlerine gençlerin daha fazla katılımını istedi. “Günümüzün gençleri sadece geleceğin liderleri değil, aynı zamanda aktif değişim öncüleri. Birleşmiş Milletler ile birlikte daha adil, daha sürdürülebilir ve barışçıl bir dünyanın şekillenmesine katkıda bulunmak istiyoruz” dedi.Panel sırasında Dr. Ahonsi, BM Genel Sekreteri tarafından kuruluşun küresel zorluklara daha çevik, etkili ve hesap verebilir bir şekilde yanıt verebilmesi için başlatılan sistem çapında bir reform girişimi olan "UN80" girişimi hakkında da konuştu. Dünyanın hızlı bir dönüşüm geçirdiği ve çok taraflı kurumlar ile ilgili soruların arttığı bir dönemde, bu girişimin Birleşmiş Milletler'e olan güveni yenilemeyi ve her yerdeki insanlara hizmet etme kapasitesini güçlendirmeyi amaçladığını vurguladı.“Bugünün krizlerini fırsatlara dönüştürmek, BM'nin dünya halkları için daha iyi çalışmasını sağlamak için somut öneriler masada” dedi.Dr. Ahonsi, COVID-19 salgını ve gıda piyasasının istikrarı gibi önemli küresel zorlukların üstesinden gelmede BM'nin rolünü vurgulayarak, bu reform çabalarının başarısının büyük ölçüde üye devletlerin aktif katılımına ve liderliğine bağlı olduğunu belirtti.“Türkiye gibi ülkeler, reform gündeminin gerçek bir etki yaratmasını sağlamada çok önemli bir rol oynuyor” diyen Dr. Ahonsi, gençlerin tartışmaya katılımını çok taraflılığın geleceği için “umut ve yenilenmenin hayati bir işareti” olarak nitelendirdi. Etkinlik, son 80 yıldır BM'yi tanımlayan çok taraflılık ruhunu sürdürme konusundaki umut ve kararlılık mesajıyla sona erdi.Genel Sekreter António Guterre'İn, BM Günü mesajında hatırlattığı gibi: “Şimdi, her zamankinden daha fazla, dünya hiçbir ulusun tek başına çözemeyeceği sorunları çözmeye yeniden kararlılık göstermeli. Bu BM Günü'nde, bir araya gelip Birleşmiş Milletler'in olağanüstü vaadini yerine getirelim. ‘Biz halklar’ bir olarak hareket etmeye karar verdiğimizde neler yapabileceğimizi dünyaya gösterelim.”
Haber
13 Ocak 2026
COP31’e Doğru: BM Mukim Koordinatörü, Türkiye’nin Baş İklim Müzakerecisi ile bir araya geldi
Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve İklim Değişikliği Baş Müzakerecisi Sayın Fatma Varank 12 Ocak'ta Ankara'da yaptıkları toplantıda, Türkiye’nin bu yıl Antalya’da ev sahipliği yapacağı İklim Zirvesi Taraflar Konferansı’nın 31. Oturumu (COP31) kapsamında iş birliği ve koordinasyon konularını ele aldı.COP31, hükümetlerin iklim değişikliğiyle mücadelede küresel eylemi ilerletmek üzere bir araya geldiği, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki Taraflar Konferansı’nın 31. oturumudur.BM Türkiye ve Baş Müzakereci'nin Ofisi arasındaki toplantı, COP31 hazırlıkları ilerlerken Birleşmiş Milletler sistemi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasındaki iş birliği çerçevesinin oluşturulmasına odaklandı. Mukim Koordinatör Ahonsi, Türkiye’nin ev sahipliği ve Başkanlığında gerçekleştirilecek, Avustralya’nın müzakereleri yöneteceği COP31’i memnuniyetle karşıladığını ifade ederek, Birleşmiş Milletler Türkiye ofisinin sürece güçlü destek vermeye hazır olduğunu belirtti.Mukim Koordinatör Ahonsi, Birleşmiş Milletler’in desteğinin Türkiye’nin ulusal öncelikleriyle uyumlu olacağını belirterek, COP31 süreci boyunca kapsayıcı ve çok paydaşlı bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. Ankara’daki Birleşmiş Milletler Mukim Koordinatörlüğü Ofisi’nin, COP31 hazırlıkları süresince Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler sistemi arasında ulusal ve küresel düzeyde merkezi bir koordinasyon noktası olarak görev yapacağını ifade etti.Mukim Koordinator Ahonsi “Türkiye’nin bundan sonraki süreçte de küresel iklim diplomasisinin liderleri arasında yer almaya devam edeceğine inanıyorum,” diye konuştu. Bakan Yardımcısı Varank, Mukim Koordinatörü memnuniyetle karşıladığını belirterek hazırlık sürecine ilişkin güncel durumu paylaştı ve ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonun giderek hız kazandığını ifade etti. Varank, hazırlıklar ilerlerken Birleşmiş Milletler ve Avustralya heyeti dâhil olmak üzere uluslararası paydaşlarla yakın iş birliğinin önemini vurguladı. Taraflar, COP31’in somut ve anlamlı sonuçlar üretmesini ve konferans sonrasında uygulamayı desteklemesini sağlamak amacıyla diplomatik misyonlar, sivil toplum, gençler ve özel sektör dâhil olmak üzere geniş bir paydaş yelpazesiyle yürütülecek iletişim ve etkileşimin önemine dikkat çekti.Toplantı, COP31’e giden süreçte yakın koordinasyonun sürdürülmesi konusunda karşılıklı mutabakatla sona ererken, konferansın küresel iklim eylemini ilerletmek ve çok taraflı iş birliğini güçlendirmek açısından kritik bir dönüm noktası olduğu vurgulandı.
1 of 5
Haber
08 Ocak 2026
Venezuela krizi: BM’nin insani yardımları sürüyor
Venezuela’da yaşanan son siyasi sarsıntı, halihazırda dünyanın en büyük insani ve yerinden edilme krizlerinden biriyle karşı karşıya olan ülkeye yönelik küresel dikkati daha da artırdı. Birleşmiş Milletler için öncelik ise değişmedi: hayatları korumak, temel hizmetlerin sürekliliğini sağlamak ve hem ülkedeki hem de bölge genelindeki Venezuelalılara destek olmak.Arka plan
Venezuela, yıllardır süren ekonomik çöküş, siyasi istikrarsızlık, hiperenflasyon ve Washington kaynaklı yaptırımların yanı sıra sel, toprak kaymaları ve diğer iklim şoklarının etkisi altında. ABD özel kuvvetlerinin Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu gözaltına alması, zaten kırılgan olan tabloya yeni bir belirsizlik katmanı ekledi.BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’ne (OCHA) göre, nüfusun dörtte birinden fazlasına karşılık gelen 7,9 milyon kişi acil insani yardıma ihtiyaç duyuyor.BM’nin sahadaki geniş varlığı
BM, Venezuela’da sahada faaliyet gösteren çok sayıda kuruluşla geniş bir operasyonel varlık sürdürüyor. Çalışmalar; gıda güvenliği, sağlık, toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitim, insana yakışır iş, su ve sanitasyon ile barış inşası alanlarını kapsıyor.Dünya Gıda Programı (WFP), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ/WHO) ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) gibi kuruluşlar; gıda dağıtımı ve beslenme taramalarından anne sağlığı hizmetlerine ve temiz su projelerine kadar hayat kurtarıcı destek sağlıyor. Son siyasi gelişmelerin ardından ülkedeki BM liderliği, ihtiyaçları yakından değerlendirdiklerini ve gerekmesi halinde desteğin artırılmasına hazır olduklarını açıkladı.İnsan hakları yakından izleniyor
Venezuela’daki insan hakları durumu BM’nin temel gündem başlıkları arasında yer almaya devam ediyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) ihlalleri izlemeyi sürdürüyor.Yüksek Komiser Volker Türk, geçtiğimiz ay İnsan Hakları Konseyi’ne yaptığı brifingde; artan militarizasyon, gazeteciler ve insan hakları savunucularına yönelik tehditler, keyfi gözaltılar ve zorla kaybetmelere dikkat çekerek baskının derinleştiği uyarısında bulunmuştu. BM soruşturmacıları, yargısız infazlar, işkence ile cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet dâhil uzun süredir belgelenen ihlallerde hesap verebilirliğin, mevcut kriz gölgesinde kalmaması gerektiğini vurguluyor.Süregelen göç
Son gelişmelerin, son on yılda yaşanan kitlesel yerinden edilmeyi daha da artırıp artırmayacağını söylemek için henüz erken. Ancak milyonlarca Venezuelalı, baskı, istikrarsızlık ve ekonomik zorluklar nedeniyle ülkeyi terk etmiş durumda. Göç edenlerin yaklaşık yarısı kayıt dışı ve düşük ücretli işlerde çalışıyor; yüzde 42’si yeterli gıdaya erişmekte zorlanıyor, yüzde 23’ü ise aşırı kalabalık konutlarda yaşıyor.Bölgesel yanıt
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM), 17 ülkeyi kapsayan bölgesel bir müdahale planını koordine ediyor. Bu çaba, Latin Amerika ve Karayipler’de 4,5 milyondan fazla Venezuelalının düzenli statü kazanmasına; belge, koruma ve temel hizmetlere erişimine katkı sağladı.
Güncellenen bölgesel plan, istihdam, eğitim, sağlık ve korumaya odaklanarak 2,3 milyon kırılgan kişiye ulaşmak için 1,4 milyar ABD doları talep ediyor.Finansman açığı
BM’nin Venezuelalıların onuru ve korunmasına yönelik taahhüdüne rağmen kaynaklar yetersiz. 2025’te, Venezuela İnsani Müdahale Planı için gereken 600 milyon doların yalnızca yüzde 17’si karşılanabildi. Yetkililer, ek finansman sağlanmaması halinde, artan ihtiyaçların olduğu bir dönemde yardımların azaltılmak zorunda kalınacağı uyarısında bulunuyor.Sonuç
Siyasi çalkantılar manşetleri doldurabilir; ancak BM için görev net: insani yardım hatlarını açık tutmak, insan haklarını savunmak ve küresel sonuçları olan bu süreçte Venezuelalılara — ülke içinde ve sınırların ötesinde — destek olmayı sürdürmek.
Venezuela, yıllardır süren ekonomik çöküş, siyasi istikrarsızlık, hiperenflasyon ve Washington kaynaklı yaptırımların yanı sıra sel, toprak kaymaları ve diğer iklim şoklarının etkisi altında. ABD özel kuvvetlerinin Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu gözaltına alması, zaten kırılgan olan tabloya yeni bir belirsizlik katmanı ekledi.BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’ne (OCHA) göre, nüfusun dörtte birinden fazlasına karşılık gelen 7,9 milyon kişi acil insani yardıma ihtiyaç duyuyor.BM’nin sahadaki geniş varlığı
BM, Venezuela’da sahada faaliyet gösteren çok sayıda kuruluşla geniş bir operasyonel varlık sürdürüyor. Çalışmalar; gıda güvenliği, sağlık, toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitim, insana yakışır iş, su ve sanitasyon ile barış inşası alanlarını kapsıyor.Dünya Gıda Programı (WFP), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ/WHO) ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) gibi kuruluşlar; gıda dağıtımı ve beslenme taramalarından anne sağlığı hizmetlerine ve temiz su projelerine kadar hayat kurtarıcı destek sağlıyor. Son siyasi gelişmelerin ardından ülkedeki BM liderliği, ihtiyaçları yakından değerlendirdiklerini ve gerekmesi halinde desteğin artırılmasına hazır olduklarını açıkladı.İnsan hakları yakından izleniyor
Venezuela’daki insan hakları durumu BM’nin temel gündem başlıkları arasında yer almaya devam ediyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) ihlalleri izlemeyi sürdürüyor.Yüksek Komiser Volker Türk, geçtiğimiz ay İnsan Hakları Konseyi’ne yaptığı brifingde; artan militarizasyon, gazeteciler ve insan hakları savunucularına yönelik tehditler, keyfi gözaltılar ve zorla kaybetmelere dikkat çekerek baskının derinleştiği uyarısında bulunmuştu. BM soruşturmacıları, yargısız infazlar, işkence ile cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet dâhil uzun süredir belgelenen ihlallerde hesap verebilirliğin, mevcut kriz gölgesinde kalmaması gerektiğini vurguluyor.Süregelen göç
Son gelişmelerin, son on yılda yaşanan kitlesel yerinden edilmeyi daha da artırıp artırmayacağını söylemek için henüz erken. Ancak milyonlarca Venezuelalı, baskı, istikrarsızlık ve ekonomik zorluklar nedeniyle ülkeyi terk etmiş durumda. Göç edenlerin yaklaşık yarısı kayıt dışı ve düşük ücretli işlerde çalışıyor; yüzde 42’si yeterli gıdaya erişmekte zorlanıyor, yüzde 23’ü ise aşırı kalabalık konutlarda yaşıyor.Bölgesel yanıt
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM), 17 ülkeyi kapsayan bölgesel bir müdahale planını koordine ediyor. Bu çaba, Latin Amerika ve Karayipler’de 4,5 milyondan fazla Venezuelalının düzenli statü kazanmasına; belge, koruma ve temel hizmetlere erişimine katkı sağladı.
Güncellenen bölgesel plan, istihdam, eğitim, sağlık ve korumaya odaklanarak 2,3 milyon kırılgan kişiye ulaşmak için 1,4 milyar ABD doları talep ediyor.Finansman açığı
BM’nin Venezuelalıların onuru ve korunmasına yönelik taahhüdüne rağmen kaynaklar yetersiz. 2025’te, Venezuela İnsani Müdahale Planı için gereken 600 milyon doların yalnızca yüzde 17’si karşılanabildi. Yetkililer, ek finansman sağlanmaması halinde, artan ihtiyaçların olduğu bir dönemde yardımların azaltılmak zorunda kalınacağı uyarısında bulunuyor.Sonuç
Siyasi çalkantılar manşetleri doldurabilir; ancak BM için görev net: insani yardım hatlarını açık tutmak, insan haklarını savunmak ve küresel sonuçları olan bu süreçte Venezuelalılara — ülke içinde ve sınırların ötesinde — destek olmayı sürdürmek.
1 of 5
Haber
06 Ocak 2026
Venezuela krizi derinleşirken BM Güvenlik Konseyi bölündü
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ABD’nin Venezuela’nın başkenti Caracas’a düzenlediği saldırılar ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun gözaltına alınmasının ardından, diplomatik dengelerin keskin biçimde değiştiği bir ortamda 5 Ocak Pazartesi günü toplandı.Neden önemli?Konsey üyeleri, Washington’un hamlesinin hesap verebilirliği güçlendirdiğini mi yoksa uluslararası düzenin temel ilkelerinden birini mi zedelediğini tartıştı.Bazı üyeler bu adımın istisnai ve meşru olduğunu savunurken, diğerleri tek taraflı güç kullanımının normalleşmesi ve devlet egemenliğinin aşınması riskine dikkat çekti.Tartışmanın çerçevesini çizen BM Genel Sekreteri António Guterres uluslararası barış ve güvenliğin tüm Üye Devletlerin BM Antlaşması'na (BM Şartı) bağlı kalmasına dayandığını vurguladı. ABD: Savaş değil, kolluk kuvveti operasyonuAmerika Birleşik Devletleri, eylemlerinin askeri bir saldırı olarak nitelendirilmesini reddederek operasyonu, ordu desteğiyle yürütülen hedefli bir kolluk kuvveti faaliyeti olarak tanımladı. Amaç, hakkında iddianame bulunan bir firarinin yakalanmasıydı.ABD Daimi Temsilcisi Michael Waltz, şu görüşleri dile getirdi:Nicolás Maduro, tartışmalı 2024 seçimlerinin ardından meşru bir devlet başkanı değildir.3 Ocak Cumartesi günü gerçekleştirilen operasyon, ABD ve bölgesel güvenliği tehdit eden uyuşturucu kaçakçılığı ve sınır aşan organize suçlarla mücadele için gerekliydi.1989’da Panama’nın eski lideri Manuel Noriega’nın yakalanması gibi tarihsel emsaller bulunmaktadır.“Venezuela’ya ya da Venezuela halkına karşı bir savaş yok. Bir ülkeyi işgal etmiyoruz,” diyen Waltz, “Bu operasyon, onlarca yıldır var olan yasal iddianameler doğrultusunda yürütülen bir kolluk faaliyettir” ifadelerini kullandı.Venezuela: Egemenlik ihlali ve tehlikeli bir emsalVenezuela’nın BM Daimi Temsilcisi Samuel Moncada, ülkesinin hiçbir hukuki dayanağı olmayan gayrimeşru bir silahlı saldırının hedefi olduğunu söyledi. ABD’yi Venezuela topraklarını bombalamakla, sivil ve askerlerin hayatını kaybetmesine yol açmakla ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’i “kaçırmakla” suçladı.“Bu ABD saldırganlığının temel bir unsurunu göz ardı edemeyiz,” diyen Moncada, “Venezuela doğal kaynakları nedeniyle bu saldırıların hedefi olmuştur” ifadelerini kullandı.Güvenlik Konsey’ini BM Şartı kapsamındaki yetkilerini kullanmaya çağıran Moncada şu talepleri sıraladı:ABD’nin Devlet Başkanı ve eşinin dokunulmazlıklarına saygı göstermesi, derhal serbest bırakılmaları ve güvenli şekilde ülkelerine dönmelerinin sağlanmasıVenezuela’ya karşı güç kullanımının açık ve net biçimde kınanmasıToprak ya da kaynakların güç yoluyla elde edilemeyeceği ilkesinin teyit edilmesiGerginliğin azaltılması, sivillerin korunması ve uluslararası hukuka saygının yeniden tesis edilmesine yönelik adımlar atılmasıBM Şartı’nın 2. Maddesi kısaca ne diyor?BM Şartı’nın 2. maddesi, devletler arası ilişkilerin temel ilkelerini ortaya koyuyor:Devletlerin eşitliği: Büyük ya da küçük tüm ülkeler eşittir.Taahhütlere bağlılık: Üyeler, BM’ye katılırken verdikleri sözleri yerine getirmelidir.Uyuşmazlıkların barışçıl çözümü: Anlaşmazlıklar barış ve adaleti koruyacak şekilde çözülmelidir.Güç kullanma yasağı: Devletler, başka ülkelerin bağımsızlığına ya da toprak bütünlüğüne karşı güç kullanamaz veya tehdit edemez.BM’ye destek: Üyeler, BM’nin barışı koruma çabalarına destek olmalı; bu çabalara karşı çıkanlara yardım etmemelidir.Üyelik dışı devletler: Üye olmayan devletler dahi, barış ve güvenlik söz konusu olduğunda bu ilkelere uymalıdır.İç işlerine karışmama: BM, VII. Bölüm kapsamındaki barışı koruma yetkileri dışında devletlerin iç işlerine müdahale edemez.Güç kullanımına yönelik endişelerBirçok BM Güvenlik Konseyi üyesi ve davetli ülke, ABD’nin askeri müdahalesine ilişkin derin endişelerini dile getirerek tutumlarını BM Şartı’na dayandırdı.Kolombiya, Brezilya, Meksika, Şili ve Panama; Latin Amerika ve Karayipler’in “barış bölgesi” olma yönündeki uzun süredir devam eden taahhüdüne dikkat çekerek, tek taraflı askeri eylemlerin Batı Yarımküre’de istikrarsızlığı ve zorunlu göçü artırabileceği uyarısında bulundu.Güvenlik Konseyi’ne seçilmiş üye olarak ilk kez konuşan Kolombiya, “her türlü tek taraflı güç kullanımını” reddetti ve sivillerin her zaman en ağır bedeli ödediğini vurguladı.Brezilya, bombardıman ve bir devlet başkanının yakalanmasının “kabul edilemez bir sınırı” aştığını belirterek çok taraflılığın aşınması riskine dikkat çekti.Meksika, siyasi görüş ayrılıkları ne olursa olsun, dışarıdan dayatılan rejim değişikliklerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ifade etti.İnsan hakları boyutuna da dikkat çekildi. Birleşik Krallık, Venezuelalıların yıllardır yoksulluk, baskı ve kitlesel yerinden edilme nedeniyle büyük acılar çektiğini hatırlatırken, küresel barış ve güvenlik için BM Şartı’na ve hukukun üstünlüğüne saygının vazgeçilmez olduğunu vurguladı.Danimarka ve Fransa ise organize suçla mücadele ve insan haklarının korunmasının önemini kabul etmekle birlikte, uyuşturucuyla mücadele ve hesap verebilirliğin mutlaka hukuka uygun ve çok taraflı yollarla sağlanması gerektiğini belirtti.ABD’nin adımına bölgesel destekBölgeden daha sınırlı sayıda ülke ise ABD’nin yaklaşımını destekledi.Arjantin, operasyonu uyuşturucu kaçakçılığı ve terörle mücadelede kararlı bir adım olarak nitelendirerek, Maduro’nun görevden alınmasının Venezuela’da demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının yeniden tesis edilmesine kapı aralayabileceğini savundu.Paraguay da Maduro’nun görevden alınmasını memnuniyetle karşıladı; siyasi tutukluların serbest bırakılması ve demokratik kurumların hızla yeniden işler hale getirilmesi çağrısında bulundu.Şart’ın inandırıcılığı sınavdaRusya ve Çin, ABD’nin eylemlerini silahlı saldırı olarak nitelendirerek en sert eleştirileri dile getirdi ve tek taraflı güç kullanımının normalleşmesine karşı uyarıda bulundu.Bu görüş, Güney Afrika, Pakistan, İran ve Uganda gibi Amerika kıtası dışındaki ülkeler tarafından da paylaşıldı. Bu ülkeler, uluslararası hukukun seçici biçimde uygulanmasının kolektif güvenlik sistemini zayıflatabileceğini ifade etti.Moskova ve Pekin temsilcileri, Devlet Başkanı Maduro’nun derhal serbest bırakılması çağrısında bulunarak devlet başkanlarının dokunulmazlığının uluslararası hukukun dokunulmaz bir ilkesi olduğunu vurguladı. Yaşananları, BM Şartı ilkelerinin tüm devletler için eşit biçimde uygulanıp uygulanmadığını test eden bir durum olarak tanımladılar.
1 of 5
Haber
05 Ocak 2026
Atığın Hikayesi: Sıfır Atık Sanat Yarışması
Sıfır Atık Vakfı ile Birleşmiş Milletler Türkiye iş birliğinde düzenlenen Sıfır Atık Sanat Yarışması'na başvurular başladı. Başvurular 30 Nisan'a kadar sürecek. Sanatın dönüştürücü gücü ile çevresel farkındalığı bir araya getiren “Atığın Hikâyesi: Sıfır Atık Sanat Yarışması”, sıfır atık konusunda toplumsal bilincin güçlendirilmesini ve sürdürülebilir atık yönetimi uygulamalarının teşvik edilmesini amaçlıyor.Yarışma Türkiye genelindeki sanatseverleri ve çevre gönüllülerini sürdürülebilir bir gelecek için ortak bir zeminde buluşturuyor.Sıfır Atık hareketinin kültürel dönüşüm vizyonunu sanat aracılığıyla görünür kılmayı amaçlayan yarışma; atıkların geri dönüşüm, yeniden kullanım ve döngüsel ekonomi ilkeleri doğrultusunda estetik ve özgün sanat eserlerine dönüştürülmesini teşvik ediyor. Plastik, cam, metal, kâğıt, tekstil ve ahşap gibi farklı atık türlerini sanatsal bir anlatı diliyle ele alan yarışma, atıklara yeni bir anlam kazandırmayı ve çevresel duyarlılığı toplumsal bir değer hâline getirmeyi hedefliyor.Yarışma, sıfır atık yaklaşımının yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda kültürel, sanatsal ve toplumsal bir dönüşüm aracı olduğuna dikkat çekiyor.Sıfır Atık Hareketi’nin Kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan öncülüğünü yaptığı ulusal ve küresel ölçekte karşılık bulan Sıfır Atık vizyonu, Birleşmiş Milletler Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen bu yarışma aracılığıyla sanatsal bir ifade alanı bulmuş oluyor. 5 Ocak 2026'da başlayan başvurular, 30 Nisan 2026 tarihine kadar çevrim içi olarak kabul edilecek.Sürdürülebilir Yaşam Kültürü Farklı Bakış Açılarıyla GüçleniyorYarışma, sanatın evrensel dili aracılığıyla bireylerde çevre bilincini güçlendirmeyi ve sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Yarışma kapsamında üretilecek eserlerin; özgünlük, estetik değer, yenilikçi malzeme kullanımı ve çevresel mesaj gücü açısından değerlendirilmesi hedefleniyor.Bu yönüyle “Atığın Hikâyesi”, toplumda atıkların yalnızca bir sorun değil; doğru yaklaşımla bir değere dönüşebileceğini ortaya koyan güçlü bir farkındalık zemini sunuyor.Eserler Altı Farklı Kategoride Değerlendirilecek“Atığın Hikâyesi: Sıfır Atık Sanat Yarışması”, altı farklı kategoride düzenleniyor:• Plastik Atıklar• Cam Atıklar• Metal Atıklar• Kâğıt Atıklar• Tekstil Atıklar• Ahşap AtıklarHer kategori için birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödülleri verilecek; ayrıca jüri tarafından uygun görülen bir esere “Vakıf Özel Ödülü” takdim edilecek.Ödül Tutarları:• Vakıf Özel Ödülü: 100.000 TL• Kategori Birinciliği: 50.000 TL• Kategori İkinciliği: 35.000 TL• Kategori Üçüncülüğü: 25.000 TLTürkiye Genelinde 15 Yaş Üzeri Tüm Bireylerin Katılımına AçıkYarışma, Türkiye genelinde 15 yaş ve üzeri tüm bireylerin katılımına açık olup, 15–18 yaş aralığındaki katılımcılar veli muvafakati ile başvuru yapabiliyor. Katılımın ücretsiz olduğu yarışmada başvurular çevrim içi olarak alınacak; ön değerlendirme dijital ortamda gerçekleştirilecek. Finale kalan eserler ise fiziki teslimin ardından, sanat, çevre ve sürdürülebilirlik alanlarında uzman isimlerden oluşan Seçici Kurul tarafından değerlendirilecek.“Atığın Hikâyesi Sergisi” Sanatseverlerle BuluşacakDeğerlendirme sürecinin ardından dereceye giren ve sergilenmeye değer bulunan eserler, Sıfır Atık Vakfı ve Birleşmiş Milletler Türkiye iş birliğiyle düzenlenecek “Atığın Hikâyesi Sergisi” kapsamında sanatseverlerle buluşturulacak.Sergilenen eserler, çevre bilincinin artırılmasına yönelik eğitim, tanıtım ve farkındalık çalışmalarında ve dijital platformlarda da kullanılabilecek.Bu yarışma yalnızca bir sanat etkinliği değil; çevreye duyarlı yaşam biçimlerini teşvik eden, toplumsal farkındalığı güçlendiren ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunan bütüncül bir hareket olarak karşımıza çıkıyor. “Atığın Hikâyesi: Sıfır Atık Sanat Yarışması”, atıkların dönüşüm yolculuğunu sanat aracılığıyla görünür kılarken; bireyleri, kurumları ve özellikle genç nesilleri sürdürülebilir bir geleceğin aktif paydaşı olmaya davet ediyor.Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm sanatçıları, öğrencileri ve çevre gönüllülerini bu anlamlı yolculuğa katılmaya davet ediyoruz.Şartname ve başvuru formu için TIKLAYIN
1 of 5
Haber
30 Aralık 2025
BM Genel Sekreteri, Yeni Yıl mesajında Dünya Liderlerine “Önceliklerinizi Doğru Belirleyin” çağrısı yaptı
Dünya, art arda gelen krizlerin gölgesinde 2026 yılına girerken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, sert ama umut taşıyan bir yeni yıl mesajı yayımladı. Guterres, küresel liderleri yıkıma değil; kalkınmaya, barışa ve insanlara yatırım yapmaya çağırdı.“Dünya bir yol ayrımında,” diyen Guterres, çatışmaların, iklim çöküşünün ve uluslararası hukukun sistematik ihlallerinin dünya genelinde liderliğe duyulan güveni aşındırdığı uyarısında bulundu.Guterres, “Her yerde insanlar soruyor: Liderler gerçekten dinliyor mu? Harekete geçmeye hazırlar mı?” diye konuştu.Genel Sekreter, küresel ölçekte yaşanan insani acıların boyutuna dikkat çekerek, bugün insanlığın dörtte birinden fazlasının çatışmalardan etkilenen bölgelerde yaşadığını belirtti. Dünya genelinde 200 milyondan fazla insan insani yardıma ihtiyaç duyarken, yaklaşık 120 milyon kişi savaş, krizler, afetler ya da zulüm nedeniyle zorla yerinden edildi.Bu tablo karşısında Guterres, küresel önceliklerdeki derin dengesizliğe işaret etti.“Çalkantılı bir yılı geride bırakırken, bir gerçek kelimelerden daha yüksek sesle konuşuyor: Küresel askeri harcamalar 2,7 trilyon dolara yükseldi,” diyen Guterres, bu rakamın bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 10’luk bir artış anlamına geldiğini söyledi.Bu tutarın, küresel kalkınma yardımlarının toplamının 13 katına ve Afrika kıtasının tamamının gayri safi yurtiçi hasılasına eşdeğer olduğunu vurguladı. Mevcut eğilimler sürerse, askeri harcamaların 2035 yılına kadar 6,6 trilyon dolara ulaşabileceğini; buna karşın insani ihtiyaçların artmaya devam ettiğini ifade etti.Umuda giden bir yolKaranlık tabloya rağmen Genel Sekreter, çözümlerin ulaşılabilir olduğunun altını çizdi.Eylül 2025’te yayımlanan İhtiyacımız Olan Güvenlik: Sürdürülebilir ve Barışçıl Bir Gelecek İçin Askeri Harcamaların Yeniden Dengelenmesi başlıklı raporu hatırlatan Guterres, askeri harcamalarda yapılacak görece küçük değişikliklerin dönüştürücü sonuçlar doğurabileceğini belirtti.Rapora göre, mevcut askeri harcamaların yüzde 4’ünden daha azı 2030 yılına kadar dünya genelinde açlığı sona erdirebilirken, yüzde 10’dan biraz fazlası tüm çocukların aşılanmasını mümkün kılabilir. Harcamaların yüzde 15’inin yeniden yönlendirilmesi ise gelişmekte olan ülkelerde iklim uyumunun yıllık maliyetini fazlasıyla karşılayabilir.Guterres, “Dünyanın, yaşamları iyileştirmek, gezegeni iyileştirmek ve barış ve adalet dolu bir gelecek sağlamak için gerekli kaynaklara sahip olduğu açık” ifadelerini kullandı. Harekete geçme çağrısıYeni yıla girerken dünya liderlerine doğrudan seslenen Genel Sekreter, şu çağrıyı yaptı:“Bu yeni yılda, önceliklerimizi doğru belirlemeye karar verelim. Daha güvenli bir dünya, yoksullukla mücadeleye daha fazla, savaşlara daha az yatırım yaparak başlar. Barış hakim olmalı.”Dünyanın her yerindeki insanlara da seslenen Guterres, “Üzerinize düşeni yapın. Geleceğimiz, toplu olarak harekete geçme cesaretimize bağlı” dedi.BM Genel Sekreteri sözlerini şu çağrıyla tamamladı:
“2026 yılında, tüm liderlere sesleniyorum: Ciddi olun. Acıdan ziyade insanları ve gezegeni seçin. Adalet için, insanlık için, barış için birlikte ayağa kalkalım.”
“2026 yılında, tüm liderlere sesleniyorum: Ciddi olun. Acıdan ziyade insanları ve gezegeni seçin. Adalet için, insanlık için, barış için birlikte ayağa kalkalım.”
1 of 5
Basın Duyurusu
09 Aralık 2025
Kadın insan hakları savunucusu, aktivist ve gazeteci her 10 kadından 7’si dijital şiddete maruz kaldığını bildiriyor
Cenevre – 9 Aralık 2025 – Avrupa Komisyonu ve Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) Kadınlara Yönelik Şiddeti Sonlandırma Programı, UNESCO ile iş birliğinde ve TheNerve, City St George's, Londra Üniversitesi ve Uluslararası Gazeteciler Merkezi araştırmacıları ortaklığında yeni bir rapor yayımladı. Rapora göre, kadın insan hakları savunucuları, aktivistler ve gazetecilere yönelik çevrim içi şiddet alarm veren bir noktaya ulaştı ve çoğu zaman çevrim dışı saldırılara da yol açıyor. Etkin önlemler alınmazsa, çevrim içi şiddet kadınları dijital alanlardan uzaklaştırarak demokrasi ve ifade özgürlüğünü zedeleyebilir. “Kırılma noktası: Kamusal alanda kadınlara yönelik şiddetin tüyler ürpertici tırmanışı” başlıklı rapor, ankete katılan kadınların yüzde 70'inin mesleklerini yaparken çevrim içi şiddete maruz kaldığını gösteriyor. Ayrıca, ankete katılanların yüzde 41'i çevrim içi tacizle bağlantılı çevrim dışı zarar gördüğünü bildiriyor. Kadın gazeteciler için çevrim içi taciz ile çevrim dışı zarar arasındaki bağlantı giderek daha çok endişe verici hale geldi. UNESCO tarafından yayınlanan 2020 küresel anketinde, kadın gazetecilerin yüzde 20'si yaşadıkları çevrim dışı saldırı veya tacizi çevrim içi şiddetle ilişkilendiriyor. Aynı araştırmacılar tarafından yürütülen “Dönüm Noktası” raporunun 2025 anket verilerine göre ise gazeteciler ve medya çalışanlarında bu oran iki katından fazla artarak yüzde 42'ye çıkmış durumda.BM Kadın Birimi Politika, Program ve Hükümetlerarası İlişkiler Bölüm Direktörü Sarah Hendricks, “Bu rakamlar, dijital şiddetin sanal değil, gerçek dünyada sonuçları olan gerçek bir şiddet olduğunu doğruluyor” dedi. “İnsan haklarımızı savunan, güncel gelişmeleri aktaran veya sosyal hareketlere öncülük eden kadınlar, utandırmak, susturmak ve kamusal tartışmalardan uzaklaştırmak amaçlarıyla taciz ediliyor. Bu saldırılar artık ekranlarda kalmıyor, ve kadınların kapısına giderek daha fazla dayanıyor. Çevrim içi alanların kadınları susturan ve demokrasiyi zayıflatan platformlara dönüşmesine izin veremeyiz."TheNerve Bilgi Bütünlüğü Girişimi Direktörü Prof. Julie Posetti, "Bu veriler, yapay zekanın körüklediği taciz ve yükselen otoriterleşme çağında, kamusal alanda kadınlara yönelik çevrim içi şiddetin arttığını gösteriyor. Ancak asıl kaygı verici olan veri, kadın gazetecilerin çevrim içi şiddetle ilişkili olarak deneyimledikleri çevrim dışı zararın 2020'den bu yana iki katından fazla artmış olması 2025 anketine katılanların yüzde 42'si de bu tehlikeli ve potansiyel olarak ölümcül gidişatı tespit etti.” ifadelerini kullandı. Rapor ayrıca, ankete katılan insan hakları savunucusu, aktivist ve gazeteci kadınların yaklaşık 4’te 1’inin, yapay zeka ile üretilen sahte görüntüler (deepfake) ve manipüle edilmiş içerik gibi yapay zeka destekli çevrim içi şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor. İnsan hakları alanındaki yazar ve iletişimciler ise (örneğin, sosyal medya içerik üreticileri) yüzde 30 ile bu şiddet türüne en yüksek oranda maruz bırakılan kadınlar arasında.Dünya Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddete Karşı 16 Günlük Aktivizm Kampanyasını tamamlarken yayınlanan rapor kampanyaya da atıfta bulunuyor. 16 Günlük Aktivizm kampanyası bu yıl, dijital şiddet konusunda farkındalık yaratmaya ve kadına ve kız çocuklarına yönelik teknoloji destekli şiddeti bir insan hakları ihlali olarak kabul etmeye odaklanıyor. Kampanya kapsamında, teknoloji aracılığıyla üretilen kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali olarak kabul eden daha etkin yasalar ve politikalar, teknoloji şirketleri için sağlam düzenlemeler ve hesap verebilirlik mekanizmaları, kadın insan hakları savunucuları, aktivistler ve gazeteciler için güvenlik protokolleri ve destek sistemleri, eğilimleri izlemek, kesişimsel etkileri anlamak ve kanıta dayalı politika ve uygulamaları bilgilendirmek için araştırma ve verilere yatırım yapılması çağrısında bulunuluyor. BM Kadın Birimi, Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddete Karşı 16 Günlük Aktivizm Kampanyasını, kadınlara yönelik teknoloji destekli şiddeti önlemek ve buna müdahale etmek için kurumsal bir stratejiyle sonlandıracak. Bu strateji, hesap verebilirliği güçlendirmeye, kanıt ve veri eksikliklerini gidermeye, önleme ve mağdur odaklı destek mekanizmalarını hızlandırmaya, daha fazla dayanıklılık inşa etmeye ve kadın hakları hareketlerinin ve kadın liderlerin sesini duyurmaya odaklanıyor.ACT Programı hakkındaSavunuculuk, Koalisyon Oluşturma ve Dönüştürücü Feminist Eylem (ACT) programı, Avrupa Komisyonu ve BM Kadın Birimi'nin, BM Kadına Yönelik Şiddeti Sonlandırma Güven Fonu ile iş birliği içinde, Cinsiyete Dayalı Şiddetle Mücadele Eylem Koalisyonu'nun eş liderleri olarak oluştudukları ve oyunun kurallarını değiştirmeyi amaçlayan bir taahhüttür. ACT'nin ortak savunuculuk gündemi, feminist kadın hakları hareketlerinin önceliklerini ilerletmekte ve seslerini duyurmakta, ortak öncelikler, stratejiler ve eylemlere odaklanan bir iş birliği çerçevesi sağlamaktadır.BM Kadın Birimi HakkındaBM Kadın Birimi, kadın haklarını, toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletmek ve tüm kadın ve kız çocuklarının güçlenmesini sağlamak amacıyla kurulmuştur. Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında BM'nin öncü kuruluşu olarak, yasaları, kurumları, davranışları ve hizmetleri eşitlikten yana dönüştürerek toplumsal cinsiyete dayalı uçurumu ortadan kaldırmayı ve tüm kadınlar ile kız çocukları için eşit bir dünya kurmayı hedeflemektedir. BM Kadın Birimi, her zaman ve her yerde kadınların ve kız çocuklarının haklarını küresel ilerlemenin merkezinde tutar. Çünkü toplumsal cinsiyet eşitliği yalnızca işi değil; aynı zamanda kimliğinin bir parçasıdır.Bilgi Bütünlüğü Girişimi HakkındaBilgi Bütünlüğü Girişimi, Nobel Ödülü sahibi Maria Ressa tarafından kurulan dijital adli tıp laboratuvarı TheNerve'in yeni bir projesidir. Toplumsal cinsiyet, dezenformasyon, ifade özgürlüğü ve kamu yararını gözeten medyanın ortak zemininde eylem odaklı araştırmayı temel alır.
1 of 5
Basın Duyurusu
25 Kasım 2025
Birleşmiş Milletler, Kadın Cinayetleri 2024 Raporu: Her 10 Dakikada Bir Kadın ya da Kız Çocuğu Öldürülüyor!
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yayımlanan Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) ve Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ortak raporu, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin tamamen önlenebileceğini, buna karşın kadın cinayetlerinin alarm verici düzeyde olduğunu ortaya koyuyor.Rapora göre 2024 yılında 50 bin kadın ve kız çocuğu, yakın partneri veya bir aile üyesi tarafından öldürüldü. Bu sayı, kadın ve kız çocuklarına yönelik tüm kasıtlı cinayetlerin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor. 2023’te bu rakam 51.100 idi. Ülke özelinde üretilen verilerin eşitsizliği ya da farklılığından kaynaklanan bu düşüş, maalesef gerçek bir azalmaya işaret etmiyor. Bugün dünyada hâlâ her 10 dakikada bir kadın veya kız çocuğu en yakınındaki kişiler tarafından öldürülüyor.Rapora göre, günde ortalama 137 kadın ev içinde öldürülüyor. Erkek cinayetlerinin ise yalnızca yüzde 11'i özel alanda işleniyor. Bölgesel görünüm: En yüksek oran Afrika’da, Avrupa ise hâlâ risk altında Afrika, 2024 yılında gerçekleşen partner veya aile içi kadın cinayetlerinde 100 binde 3 kadınla dünyanın en yüksek oranına sahip bölgesi olurken, onu 100 binde 1,5 kadın ile Amerika ve 100 binde 1,4 kadın ile Okyanusya takip ediyor. Asya’da 2024 yılı için kaydedilen 100 binde 0,7 kadın ve Avrupa’da ise 100 binde 0,5 kadın olarak belirtilen oranlar küresel ortalamaya kıyasla daha düşük görünse de, Avrupa’da yakın partner şiddetinin oransal yüksekliği son derece çarpıcı bir tablo sunuyor: 2024 yılında Avrupa’da öldürülen kadınların yüzde 64’ü, yakın partnerleri tarafından öldürüldü.Avrupa ve Orta Asya’dan gelen örnekler, birçok kadının öldürülmeden önce çevrim içi kimliğe bürünme (catfishing), kişisel bilgilerin ifşası (doxing), çevrim içi itibarsızlaştırma (online defamation), çoklu platform tacizi (cross-platform harassment) gibi dijital şiddet biçimleriyle karşı karşıya kaldığını, bazı kadınların ise fail cezaevinden çıktıktan kısa süre sonra öldürüldüğünü gösteriyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) verilerine göre Türkiye’de de durum çok farklı değil. Türkiye’de internet kullanan her 4 gençten 1’i dijital şiddete maruz kalıyor ve kadınlarda bu olasılık erkeklere oranla 27 kat daha fazla.Dijital şiddet öldürüyor: Çevrim içi nefret çevrim dışı zarar veriyor!Rapor, çevrim içi şiddetin yalnızca “sanal” bir tehdit olmadığını, aksine kadınları ve kız çocuklarını fiziksel şiddet ve cinayetlere karşı ciddi şekilde savunmasız bırakan somut bir şiddet biçimi olduğunu ortaya koyuyor. Birleşik Krallık’taki araştırmalar, ev içi cinayetlerde kadınların yüzde 60’ının öldürülmeden önce çevrim içi olarak izlendiğini gösteriyor. Ayrıca gazeteciler, siyasetçiler ve aktivistler gibi kamusal alanda bilinirliği yüksek kadınlar, dijital şiddete en çok maruz kalan grupların başında geliyor. Dünya genelinde her 3 ya da 4 kadın gazeteciden 1’i, birçok bölgede ise her dört ila üç kadın siyasetçiden biri, ölüm tehditleri de dahil olmak üzere çevrim içi şiddet tehditleri aldığını bildiriyor. Dijital teknolojiler, sanal ortamlarda kadına yönelik şiddetin yayılmasını kolaylaştırırken, çevrim içi paylaşılan fotoğraf ve videolar nedeniyle kadınlar ve kız çocukları öldürülüyor ve hatta bazı durumlarda bu cinayetler sosyal medyada canlı olarak yayınlanıyor. Bu durum, dijital şiddetin gerçek dünyadaki ölümcül sonuçlarla doğrudan bağlantısını gözler önüne seriyor.Kadınlar dijital ortamda çevrim içi kimliğe bürünme (catfishing), kişisel bilgilerin ifşası (doxing), dijital teşhir (cyberflashing), çevrim içi itibarsızlaştırma (online defamation), çoklu platform tacizi (cross-platform harassment), dijital yıldırma (sealioning), dijital cinsel şantaj (sextortion), görüntü temelli şiddetle ilişkili içeriklerin kötüye kullanımı, gibi teknoloji destekli birçok şiddet biçimine maruz bırakılıyor.Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun birlikte yürüttüğü 16 Günlük Aktivizm Kampanyası bu yıl “Dijital Şiddete Noktayı Koy” söylemiyle dijital şiddet ile fiziksel şiddet arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor.BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond raporla ilgili şu açıklamada bulundu:“Bu rapor bize çok açık bir gerçeği hatırlatıyor: Kadın cinayetleri kaçınılmaz değil, önlenebilir. Şiddet çoğu zaman dijital alanda başlıyor, tehdit, baskı ve taciz ile devam ediyor ve gerekli müdahale yapılmadığında ölümcül sonuçlara varıyor. Çevrim içi güvenlik için herkesin pratik araçlara ihtiyacı var. Kadınlar ve kız çocuklarının hesaplarını nasıl koruyacaklarını, istismar edici davranışı nasıl tanıyacaklarını, hızlı bir şekilde nasıl bildireceklerini ve hedef alınanları nasıl destekleyeceklerini bilmeleri hayati önem taşıyor. Her kadın ve kız çocuğunun yaşam hakkını korumak için dijital ve fiziksel tüm alanlarda erken uyarı işaretlerini ciddiye almalı, güçlü adalet ve etkin koruma mekanizmaları kurmalıyız.”Veriye dayalı politika şart!Rapor, birçok ülkede kadın cinayetlerine ilişkin verilerin eksik raporlandığını, bu görünmezliğin ortadan kaldırılması için acil eylem gerektiğini vurguluyor.Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi, 2022’de kabul edilen uluslararası istatistik çerçevesinin uygulanması için ülkelerle birlikte çalışmayı sürdürüyor. Raporun tamamına buradan ulaşılabilir: https://www.unwomen.org/en/digital-library/publications/2025/11/femicides-in-2024-global-estimates-of-intimate-partner-family-member-femicides
1 of 5
Basın Duyurusu
15 Ekim 2025
Açıklama: Kırsal Kadınlar Yükseliyor – Beijing+30 ile Dayanıklı Gelecekler Şekillendiriyor
Bu Kırsalda Yaşayan Kadınlar Günü’nde, herkesi kırsal alanlarda yaşayan kadınların ve kız çocuklarının eşitliğini, haklarını ve güçlenmesini ilerletmek için cesur adımlar atmaya çağırıyoruz. Kadınlar her gün topluluklara gıda sağlıyor, çevreyi koruyor ve sürdürülebilir kalkınmayı destekliyorlar. Onlara yatırım yapmak hem bir adalet eylemidir, hem de ortak geleceğimizi güvence altına alır.Nesiller boyunca, kırsal alanlardaki kadınlar değişim için kolektif hareketleri yönlendirdi: toplulukları harekete geçirdiler, politikaları etkilediler ve iklim adaleti gibi hayati konuların savunuculuğunu yaptılar. Liderlikleri, kırsal alanların aşırı yoksulluk ve gıda güvensizliğinden en çok etkilendiği durumlarda bile, yerel eylemler ile küresel ilerleme arasında köprüler kurmaya devam ediyor; bu durum kadınları, gençleri ve yerli hakları en çok etkiliyor. Mevcut eğilimler devam ederse, 2030 yılına kadar 351 milyon kadın ve kız çocuğu hâlâ aşırı yoksulluk içinde yaşayacak.Bu zorluklar arasında, Ruanda’dan Verene Ntakirutimana’nın hikayesi, kırsal alanlardaki kadınların güçlenmesinin somut ve kalıcı değişim yarattığını gösteriyor. Kırsal Kadınların Ekonomik Güçlenmesi Ortak Programı’nın desteğiyle, sadece geçimini sağladığı tarımdan başarılı bir küçük işletmeye geçti. Başarısı, topluluk tutumlarını değiştirdi: kalıp yargıları sorguladı, ortak karar alma süreçlerini teşvik etti ve başkalarına ilham verdi.Bu yılın teması olan “Kırsal Kadınlar Yükseliyor” hem bir saygı duruşu hem de bir harekete geçirme çağrısıdır. Pekin+30 Eylem Gündemi’nde belirtildiği gibi kırsal alanda yaşayan kadınların yaşam koşullarını, liderliklerini, haklarını ve dayanıklılıklarını ilerletmek elzemdir. 2026 Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı ve 2024–2034 Kırsal Alanlarda Tüm Kadınların, Genç Kızların ve Kız Çocuklarının Hakları için Amerika Arası On Yıl gibi girişimler ve Women to Kilimanjaro gibi topluluk hareketleri, onların çalışmalarını görünür kılmak, seslerini duyurmak ve haklarının tanınmasını sağlamak için güçlü fırsatlar sunmaktadır.Kırsal kadınlar yükseldiğinde, tarlalar bereketlenir, aileler gelişir ve toplumlar dönüşür; bu da bizi Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu ile Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları vizyonuna doğru ilerletir.
1 of 5
Basın Duyurusu
08 Ekim 2025
11 Ekim 2025, Dünya Kız Çocukları Günü UN Women açıklaması
Bu Dünya Kız Çocukları Günü’nde, başta krizlerin ve çatışmaların ortasında mücadele edenler olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki tüm kız çocuklarının cesaretini ve liderliğini kutluyoruz. Kolombiya’nın kuzeyindeki Cauca bölgesinden Sandra Patricia Aguilar Carabalí gibi kızlar, dışlanmaya meydan okuyor ve topraklarını, barışı ve topluluklarını korumak için öncülük ediyor.Pekin Deklarasyonu’nun üzerinden otuz yıl geçtikten sonra, kız çocuklarının haklarına yatırım yapmanın hem ahlaki bir sorumluluk hem de stratejik bir tercih olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz. Bu süre içinde önemli ilerlemeler kaydedildi: Ergen yaşta annelik neredeyse yarı yarıya azaldı, çocuk yaşta evlilik oranı düştü, birçok ülke ayrımcılığı ve şiddeti yasakladı ve eğitim ile sağlık hizmetlerine erişimi genişletti. Bu gelişmeler, hükümetler ve toplumlar kız çocuklarının haklarına bağlı kaldığında nelerin mümkün olduğunu gösteriyor. Yine de ilerleme yavaş. Dünya genelinde hala 122 milyon kız çocuğu okula gidemiyor. 20–24 yaş aralığındaki her 5 genç kadından 1’i 18 yaşından önce evlendi ve bugün hayatta olan 50 milyon kız cinsel şiddete maruz bırakıldı. Her yıl dört milyon kız çocuk kadın sünnetine maruz bırakıldı ve bunların yarısı beş yaşından önce bu uygulamaya maruz bırakılıyor. Kadın sünnetinin 2030’a kadar tamamen ortadan kaldırılması için ilerlemenin 27 kat hızlanması gerekiyor.2024 yılında, 676 milyon kadın ve kız çocuğu ölümcül çatışmaların çok yakınında hayatını sürdürmek zorunda kaldı. Bu durum onların eğitimlerinin kesintiye uğramasına, şiddete maruz bırakılmalarına ve sağlık hizmetlerine erişimlerinin engellenmesine yol açtı. Eylemsizliğin bedeli ise kaybedilen hayatlar ve durdurulmuş geleceklerle ölçülüyor.Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Durum Raporu 2025, ergen kız çocuklarına yapılan yatırımların çocuklar, topluluklar ve ekonomiler açısından çarpan etkisi yarattığını açıkça ortaya koyuyor. Yalnızca Afrika’da bu tür yatırımlar, 2040 yılına kadar 2,4 trilyon ABD doları tutarında yeni gelir yaratabilir. Ortaöğretimde geçirilen her ek yıl, bir kız çocuğunun potansiyel gelirini yüzde 10–20 oranında artırır. Sosyal koruma, eğitim, yeşil ekonomi, işgücü piyasaları, inovasyon ve yönetişim alanlarında atılacak kapsamlı adımlar, 2030’a kadar 52 milyon kadını ve kızı aşırı yoksulluktan kurtarabilir. UN Women, dünyanın her yerindeki hakları tehdit altında olan, sesi bastırılan ve liderliği tanınmayan her kız çocuğunun yanındadır.Otuz yıl önce kız çocuklarına eşitlik sözü verdik. Bugün, bu sözü yerine getirmeliyiz.
1 of 5
Basın Duyurusu
01 Mayıs 2025
Türkiye’de insan haklarının durumu Evrensel Periyodik İnceleme kapsamında değerlendirilecek
CENEVRE (1 Mayıs 2025) – Türkiye’de insan haklarının durumu, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne bağlı Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ) Çalışma Grubu tarafından 6 Mayıs 2025 Salı günü Cenevre’de gerçekleştirilecek ve canlı yayınlanacak bir oturumda dördüncü kez gözden geçirilecek.Türkiye, 28 Nisan – 9 Mayıs 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek EPİ Çalışma Grubu oturumu kapsamında incelemeye alınacak 14 Devletten biri olacak. Türkiye’nin birinci, ikinci ve üçüncü EPİ incelemeleri sırasıyla Mayıs 2010, Ocak 2015 ve Ocak 2020 tarihlerinde gerçekleştirilmişti.EPİ Çalışma Grubu, İnsan Hakları Konseyi’nin 47 Üye Devletinden oluşuyor. Ancak BM’ye üye 193 Devletin her biri, bir ülkenin incelemesine katılabiliyor.İncelemelere temel oluşturan belgeleri şunlar oluşturuyor:İncelemeye alınan Devlet tarafından sunulan ulusal rapor;Özel prosedürler, insan hakları sözleşme organları ve diğer BM kuruluşları gibi bağımsız insan hakları uzmanları ve gruplarının raporlarında yer alan bilgiler;Ulusal insan hakları kurumları, bölgesel kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları dahil olmak üzere diğer paydaşlar tarafından sağlanan bilgiler.6 Mayıs’ta Türkiye'nin incelemesine temel oluşturacak üç rapora buradan ulaşılabilir.Yer: Room XX, Palais des Nations, Cenevre
Tarih ve saat: 6 Mayıs 2025 Salı, 09:00 – 12:30 (GMT+2)EPİ, BM’ye üye 193 Devletin tümünün insan hakları sicillerinin diğer ülkeler tarafından değerlendirildiği inceleme sürecidir. Nisan 2008’deki ilk oturumundan bu yana tüm üye devletler üç kez incelenmiştir. Dördüncü EPİ döngüsü kapsamında devletlerden, önceki incelemelerde kabul ettikleri tavsiyeleri uygulamak için attıkları adımları açıklamaları ve ülkedeki güncel insan hakları gelişmelerine ışık tutmaları bekleniyor. Türkiye heyetine, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay başkanlık edecek.Türkiye’nin incelemesinde raportör (“troika”) olarak görev yapacak üç ülke temsilcisini Fildişi Sahili, Fransa ve Japonya oluşturuyor.Oturumun canlı yayını şu adreste izlenebilecek :
🔗 https://webtv.un.org/en/asset/k1k/k1k23dwgn7Türkiye’nin incelemesi sırasında söz alacak konuşmacıların listesi ve sunulacak tüm beyanatlar Evrensel Periyodik İnceleme web sitesinde yayımlanacak. Türkiye’ye yönelik yapılan tavsiyelerin EPİ Çalışma Grubu tarafından kabul edilmesi 9 Mayıs 2025 Cuma günü, saat 16:00 – 18:00 (GMT+2) arasında planlanıyor. İncelemeye alınan Devlet, kendisine yöneltilen tavsiyelere ilişkin görüşlerini bu oturumda sunmayı tercih edebilir.// SON //Daha fazla bilgi ve medya talepleri için lütfen şu kişilerle iletişime geçiniz:
Pascal Sim, Medya Görevlisi – simp@un.org
David Díaz Martín, Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu – david.diazmartin@un.org
Matthew Brown, Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu – Matthew.Brown@un.orgEvrensel Periyodik İnceleme hakkında daha fazla bilgi için:
🔗 www.ohchr.org/en/hr-bodies/upr/upr-mainBM İnsan Hakları Konseyi Bülteni’ne abone olmak için:
🔗 https://mailchi.mp/a3a538479938/hrc-mailshot-to-ohchr-globalBizi sosyal medyada takip edin:
Facebook | X | YouTube | Instagram | LinkedIn
Tarih ve saat: 6 Mayıs 2025 Salı, 09:00 – 12:30 (GMT+2)EPİ, BM’ye üye 193 Devletin tümünün insan hakları sicillerinin diğer ülkeler tarafından değerlendirildiği inceleme sürecidir. Nisan 2008’deki ilk oturumundan bu yana tüm üye devletler üç kez incelenmiştir. Dördüncü EPİ döngüsü kapsamında devletlerden, önceki incelemelerde kabul ettikleri tavsiyeleri uygulamak için attıkları adımları açıklamaları ve ülkedeki güncel insan hakları gelişmelerine ışık tutmaları bekleniyor. Türkiye heyetine, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay başkanlık edecek.Türkiye’nin incelemesinde raportör (“troika”) olarak görev yapacak üç ülke temsilcisini Fildişi Sahili, Fransa ve Japonya oluşturuyor.Oturumun canlı yayını şu adreste izlenebilecek :
🔗 https://webtv.un.org/en/asset/k1k/k1k23dwgn7Türkiye’nin incelemesi sırasında söz alacak konuşmacıların listesi ve sunulacak tüm beyanatlar Evrensel Periyodik İnceleme web sitesinde yayımlanacak. Türkiye’ye yönelik yapılan tavsiyelerin EPİ Çalışma Grubu tarafından kabul edilmesi 9 Mayıs 2025 Cuma günü, saat 16:00 – 18:00 (GMT+2) arasında planlanıyor. İncelemeye alınan Devlet, kendisine yöneltilen tavsiyelere ilişkin görüşlerini bu oturumda sunmayı tercih edebilir.// SON //Daha fazla bilgi ve medya talepleri için lütfen şu kişilerle iletişime geçiniz:
Pascal Sim, Medya Görevlisi – simp@un.org
David Díaz Martín, Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu – david.diazmartin@un.org
Matthew Brown, Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu – Matthew.Brown@un.orgEvrensel Periyodik İnceleme hakkında daha fazla bilgi için:
🔗 www.ohchr.org/en/hr-bodies/upr/upr-mainBM İnsan Hakları Konseyi Bülteni’ne abone olmak için:
🔗 https://mailchi.mp/a3a538479938/hrc-mailshot-to-ohchr-globalBizi sosyal medyada takip edin:
Facebook | X | YouTube | Instagram | LinkedIn
1 of 5
En son kaynaklar
1 / 8
1 / 8