En son
Haber
24 Şubat 2026
Küresel krizler ortasında BM liderlerinden insan haklarına yeniden bağlılık çağrısı
Daha fazla bilgi için
Haber
17 Şubat 2026
COP31'e doğru: İklim eyleminde yeni bir dönem için İstanbul'dan güçlü bir mesaj verildi
Daha fazla bilgi için
Haber
30 Ocak 2026
Kaosu değil barışı seçelim: Guterres son görev yılında önceliklerini açıkladı
Daha fazla bilgi için
En son
Türkiye Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları yoksulluğun son erdirilmesi, çevrenin korunması, iklim krizine karşı önlem alınması, refahın adil paylaşımı ve barışı hedefliyor. BM'nin çalıştığı Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları şunlardan oluşuyor.
Haber
24 Şubat 2026
Küresel krizler ortasında BM liderlerinden insan haklarına yeniden bağlılık çağrısı
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 61. oturumu, Konseyin kuruluşunun 20. yılı vesilesiyle Cenevre’de 120’den fazla ülkenin katılımıyla başladı. Küresel istikrarsızlığın, savaşların ve artan çatışmaların gölgesinde gerçekleşen oturumda, uluslararası hukuka bağlılık ve insan haklarının korunması vurgusu öne çıktı.Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, açılışta yaptığı konuşmada, insan haklarının “tam ölçekli bir saldırı altında” olduğunu belirterek Konsey üyelerine güçlü bir çağrıda bulundu. Guterres, bu saldırıların çoğu zaman “en fazla güce sahip olanlar tarafından yönlendirildiğine” dikkat çekti.Gazze, Myanmar, Ukrayna ve Sudan başta olmak üzere birçok bölgede süren çatışmalara değinen Guterres, özellikle Ukrayna’daki savaşa vurgu yaptı. Rusya’nın geniş çaplı işgalinin dördüncü yılına girildiğini hatırlatan Genel Sekreter, 15 binden fazla sivilin hayatını kaybettiğini belirterek “Artık bu kan dökülmesini sona erdirmenin zamanı çoktan geldi” dedi.BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk de ateşkes ve olası barış anlaşmalarında insan hakları ve adaletin temel alınması gerektiğini vurguladı.“Sessizliğin sonuçları vardır”BM Genel Kurulu Başkanı Annalena Baerbock ise insan haklarının savunulmasının “seyircilik olmadığını” belirterek, sessizliğin bir tercih olduğunu ve sonuçları bulunduğunu söyledi.“Büyük sistemler genellikle bir anda çökmez; kural kural, taahhüt taahhüt aşınır. Ve bir gün, kalıcı sandığımız şeyler yok olur,” diyen Baerbock, özellikle Afganistan’da kadınların durumuna dikkat çekti. Yeni Taliban düzenlemelerine göre kadınların, görünür iz bırakmamak şartıyla eşleri tarafından dövülebileceğine dair haberlerin geldiğini hatırlattı.Baerbock, “En ağır insan hakları ihlalleri karşısında yatıştırma politikaları asla işe yaramaz” dedi.Ukraynalı çocuklar ve Batı Şeria uyarısıBaerbock ayrıca, Ukraynalı çocukların kaçırılmasının savaş suçu olarak açık şekilde tanınması çağrısında bulundu. 2014’ten bu yana ailelerinden koparılan ve Rusya’ya götürülen çocuklara dikkat çekti.Guterres ise işgal altındaki Batı Şeria’da artan yerleşim faaliyetlerine işaret ederek iki devletli çözümün “gözler önünde ortadan kaldırıldığını” söyledi ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.“İnsanlar pazarlık unsuru haline geliyor”Genel Sekreter, dünyada artan acıların görmezden gelindiğini belirterek, “İnsanların pazarlık unsuru haline getirildiği, uluslararası hukukun ise bir engel gibi görüldüğü bir dünyada yaşıyoruz” dedi.Göçmenlerin baskıya maruz kaldığını, mültecilerin günah keçisi ilan edildiğini ve LGBTIQ+ bireylerin hedef alındığını ifade eden Guterres, iklim krizinin hızlandığını ve özellikle kırılgan ülkelerin yeterli finansmana erişemediğini vurguladı.Yapay zekâ ve yeni risklerKonuşmasında teknolojiye de değinen Guterres, yapay zekânın giderek daha fazla şekilde hakları bastırmak, eşitsizlikleri derinleştirmek ve kırılgan grupları yeni ayrımcılık biçimlerine maruz bırakmak için kullanıldığı uyarısında bulundu.“İnsan hakları Doğu’nun ya da Batı’nın, Kuzey’in ya da Güney’in meselesi değildir. Bir lüks değildir, pazarlık konusu değildir. Daha barışçıl ve güvenli bir dünyanın temelidir,” dedi.BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Türk ise, uluslararası hukukun ihlal edildiği her durumda, fail kim olursa olsun bunun açıkça dile getirilmesi gerektiğini vurguladı. Türk, devletler, iş dünyası, sivil toplum ve gençleri bir araya getirecek yeni bir Küresel İnsan Hakları İttifakı kurulacağını da duyurdu.“Geleceğimiz, herkesin haklarını her zaman ve her yerde savunma konusundaki ortak kararlılığımıza bağlı,” dedi.
1 of 5
Haber
17 Şubat 2026
COP31'e doğru: İklim eyleminde yeni bir dönem için İstanbul'dan güçlü bir mesaj verildi
BM İklim Değişikliği İcra Sekreteri Simon Stiell, Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile mevcut ve yaklaşan BM iklim konferansı başkanlıklarının temsilcileri, Kasım 2026’da Antalya'da düzenlenecek 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) hazırlıkları kapsamında 12 Şubat’ta İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarıyla bir araya geldi.Basın toplantısı, COP31 Başkanlığı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Sekretaryası ile mevcut ve önceki COP başkanlıklarının temsilcilerini bir araya getiren bir dizi stratejik görüşmenin ardından gerçekleştirildi. Brifinge Türkiye’den ve uluslararası medya kuruluşlarından gazeteciler katıldı."Ancak iklim eylemi, istikrarsız bir dünyada istikrar sağlayabilir"Basına hitap eden BM İklim Değişikliği İcra Sekreteri Simon Stiell, küresel istikrarsızlık dönemi olarak nitelendirdiği mevcut ortamda uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. “Ancak iklim eylemi, istikrarsız bir dünyada istikrar sağlayabilir,” diyen Stiell, “Mevcut kaos karşısında uluslararası iklim iş birliğinde yeni bir dönemi birlikte ileriye taşımamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Stiell, ortaklıklar, finansman ve ekonomiler ile toplumlar genelinde hızlandırılmış uygulamalar yoluyla somut sonuçların hayata geçirilmesine odaklanan yeni bir “uygulama dönemine” geçilmesi gerektiğini vurguladı. COP31’in iklim iş birliği açısından kritik bir dönemde gerçekleşeceğini belirten Stiell, iklim eyleminin enerji güvenliği, ekonomik dayanıklılık ve uzun vadeli istikrara katkı sağlayabileceğini ifade etti. Ayrıca Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki gelişmeleri ve sıfır atık girişimleri gibi çalışmalara atıfta bulunarak, Paris Anlaşması’nın uygulanması ve önceki COP toplantılarında elde edilen kazanımların ivmesinin korunmasının önemine dikkat çekti.Türkiye ve Avustralya birlikte çalışacakTürkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, COP31 hazırlıklarının sonuç odaklı bir yaklaşımla ilerlediğini belirtti. Ortaklarla iş birliğine vurgu yapan Kurum, “COP31’i başarılı kılmak amacıyla, Türkiye ve Avustralya olarak istişare ve iş birliğine dayalı bir anlayışla çalışacağız” dedi. Kurum, “COP31’i yalnızca bir konferans olarak görmüyoruz, kimse de öyle görmemelidir” ifadelerini kullanarak, Türkiye’nin sürece yaklaşımının “Tek ses değil Diyalog, Ayrılık değil Uzlaşı, Durağanlık değil Aksiyon” ilkeleri doğrultusunda şekillendiğini söyledi. Güçlü ve iyi yapılandırılmış bir eylem ajandasının Mart ayında açıklanacağını belirten Kurum, COP31 Başkanlığı’nın kapsayıcı ve tarafsız bir yaklaşım benimseyerek kimseyi geride bırakmadan tüm seslerin duyulmasını sağlamayı hedeflediğini vurguladı.Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı ve COP31 Müzakereler Başkanı Chris Bowen, Canberra’dan gönderdiği video mesajla basın toplantısına katıldı. Bowen, COP başkanlıkları ve ortaklar arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekerek, Avustralya, Türkiye ve Pasifik ortaklarının müzakereler ile uygulama süreçlerinin birlikte ilerlemesini sağlamak amacıyla yakın iş birliği içinde çalıştığını ifade etti. Bu ortaklığı, çok taraflı iş birliğine olan güveni yansıtan “benzersiz ve yenilikçi bir model” olarak tanımlayan Bowen, COP31’in iklim eylemi açısından belirleyici olan bu on yılda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında bir köprü görevi görmesi gerektiğini söyledi.Bowen ayrıca, Paris Anlaşması’ndan bu yana küresel ısınma projeksiyonlarının azaltılması dahil olmak üzere ilerleme kaydedilmiş olsa da, iklime karşı kırılgan ülkelerin korunması ve uygulamaların hızlandırılması için daha yapılacak çok iş olduğunu vurguladı. “Hiçbir ülke iklim değişikliğiyle tek başına mücadele edemez” diyen Bowen, ortak öğrenme ve kolektif eylemin öneminin altını çizdi.Teknik toplantılar için İstanbul’da bulunan COP30 Başkanı André Corrêa do Lago da basın toplantısına katıldı. Delegasyonun Antalya’da planlanan alanlara ilişkin bilgi aldığını belirten Corrêa do Lago, COP alanının oldukça umut verici göründüğünü ve Antalya’nın konferans için mükemmel bir ortam sunmasının beklendiğini ifade etti.Konuşmacılar, iklim değişikliğiyle mücadelede çok taraflı iş birliğinin sürdürülmesinin önemine vurgu yaparak, uygulama süreçlerinin yatırım, finansman ve hükümetler, özel sektör ile sivil toplumun geniş katılımıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti.COP31’in 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenmesi planlanıyor. Konferans, Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütlerin uygulanmasını ilerletmek ve küresel iklim eylemini güçlendirmek amacıyla hükümetleri, uluslararası kuruluşları, iş dünyasını ve sivil toplumu bir araya getirecek.
1 of 5
Haber
30 Ocak 2026
Kaosu değil barışı seçelim: Guterres son görev yılında önceliklerini açıkladı
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, küresel gerilimlerin arttığı, “pervasız eylemlerin” tehlikeli sonuçlar doğurduğu bir dönemde, barış, adalet ve sürdürülebilir kalkınma için çabaların güçlendirilmesi çağrısında bulundu. New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında 2026 yılı önceliklerini açıklayan Guterres, bunun aynı zamanda görev süresinin son yılı olduğunu hatırlattı.2026’nın “şimdiden sürprizler ve kaosla şekillenen bir yıl” olduğunu söyleyen Guterres, kamu hayatına girmeden önce fizik eğitimi aldığını ve büyük belirsizlik dönemlerinde dünyayı etkileyen güçleri açıklayan temel ilkelere döndüğünü ifade etti. Bu ilkelerden birinin Newton’un üçüncü hareket yasası olduğunu belirten Guterres, “her etkinin eşit ve zıt bir tepki yarattığını” hatırlattı.Yeni yıla girerken “somut ve olumlu tepkiler üreten eylemleri” seçmekte kararlı olduklarını vurgulayan Guterres, bunun barışın, adaletin, sorumluluğun ve ilerlemenin tepkileri anlamına geldiğini söyledi. Bugün dünyada cezasızlığın çatışmaları körüklediğini, güvensizliği derinleştirdiğini ve güçlü aktörlerin sürece dâhil olmasını kolaylaştırdığını belirten Genel Sekreter, insani yardımlardaki kesintilerin de umutsuzluk, yerinden edilme ve ölümler zinciri yarattığına dikkat çekti.İklim krizini Newton’un ilkesinin “en somut ve en yıkıcı” örneği olarak nitelendiren Guterres, gezegeni ısıtan her eylemin fırtınalar, orman yangınları, kasırgalar, kuraklıklar ve yükselen deniz seviyeleri olarak geri döndüğünü söyledi. Aynı zamanda dünyanın, hükümetlerden özel teknoloji şirketlerine doğru “zamanımızın belki de en büyük güç transferine” tanıklık ettiğini belirterek, davranışları, seçimleri, piyasaları ve hatta çatışmaları şekillendiren teknolojilerin denetimsiz kalmasının istikrarsızlık yarattığını vurguladı.Küresel sorun çözme sistemlerinin hâlâ 80 yıl öncesinin ekonomik ve güç dengelerini yansıttığını söyleyen Guterres, bunun değişmesi gerektiğini belirtti. “Küresel sorunlar tek bir gücün dayatmasıyla çözülemez; iki gücün dünyayı etki alanlarına bölmesiyle de çözülemez” diyen Genel Sekreter, kapsayıcı ve ağ temelli bir çok kutupluluğun hızlandırılmasının önemine işaret etti. Ancak bunun tek başına yeterli olmadığını, barış ve istikrar için ortak sorumluluk ve ortak değerlere dayanan güçlü çok taraflı kurumlara ihtiyaç olduğunu söyledi.Değerlerin modasının geçmediğini vurgulayan Guterres, BM Şartı’nı yazanların bu değerleri soyut idealler değil, kalıcı barış ve adaletin vazgeçilmez koşulları olarak gördüğünü hatırlattı. “Tüm engellere rağmen Birleşmiş Milletler ortak değerlerimize hayat vermek için çalışıyor ve vazgeçmeyecek” dedi.Basın toplantısında Ukrayna’daki savaşla ilgili bir soruyu da yanıtlayan Guterres, Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırılarına değinerek, bu saldırıların büyük bir insani trajediye yol açtığını söyledi. Bu kapsamda Türkiye’nin rolüne dikkat çeken Genel Sekreter, “Türkiye ve diğer aktörlerle istişareler yürüttük. Geçmişte, Türkiye ile birlikte Ukrayna krizi bağlamında mümkün olan tek gerçek anlaşmanın hayata geçirilmesine aracılık ettik; Karadeniz Girişimi ve Azovstal kapsamındaki düzenlemeler buna örnektir” dedi. Benzer bir yaklaşımın yeniden oluşturulması gerektiğini belirten Guterres, enerji altyapısı ve limanların bombalanmasını durdurmaya yönelik sınırlı bir ateşkesin, yaşanan acıları azaltmak açısından önemli bir katkı sağlayabileceğini ifade etti.
1 of 5
Haber
29 Ocak 2026
Gazze için kritik dönüm noktası
BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatör Yardımcısı Ramiz Alakbarov Gazze için hazırlanan istikrar planının ikinci aşamasının başlamasının, savaşın harap ettiği bölge için olası bir dönüm noktası olacağını söyledi. Ramiz Alakbarov, 28 Ocak'ta BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı açıklamada, şiddetin yeniden tırmanma riskinin hâlâ yüksek olduğuna dikkat çekerken, işgal altındaki Batı Şeria’daki durumun da giderek kötüleştiğini vurguladı.Alakbarov, Güvenlik Konseyi’ne hitap ederken bunun hem önemli fırsatlar hem de ciddi riskler barındıran bir an olduğunu belirtti. Gazze’de ihtiyatlı bir diplomatik ilerleme görülürken, başka alanlarda istikrarsızlığın derinleştiğine işaret etti.“Gazze için potansiyel bir dönüm noktasıyla karşı karşıyayız; daha iyi bir gelecek için gerçek bir fırsat var,” diyen Alakbarov, “Ancak hâlâ çok sayıda belirsizlik bulunuyor,” ifadelerini kullandı.Alakbarov, ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 maddelik planının ikinci aşamasını, Gazze’deki ateşkesi sağlamlaştırmada kritik bir adım olarak nitelendirdi. Bu kapsamda Gazze’nin Yönetimi için Ulusal Komite ile Gazze Yüksek Temsilciliği Ofisi gibi yeni geçiş yapılarının oluşturulmasının önemine dikkat çekti.Önümüzdeki görev son derece büyükAlakbarov, Kahire’den yeni döndüğünü ve burada Ulusal Komite üyeleriyle bir araya gelerek, BM’nin temel kamu hizmetlerinin yeniden sağlanması, insani yardımın kolaylaştırılması ve Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı doğrultusunda yeniden inşa çalışmalarının planlanmasına nasıl destek verebileceğini görüştüklerini aktardı.Önümüzdeki sürecin “son derece büyük bir görev” olduğunu vurgulayan Alakbarov, mevcut sistemler ve kapasite göz önünde bulundurularak tüm paydaşlar arasında yakın koordinasyon gerektiğini söyledi.Alakbarov Gazze’de tutulan son rehinenin naaşının bulunmasını memnuniyetle karşıladığını, Ran Gvili’nin ailesine taziyelerini ilettiğini belirtti. Tüm rehinelerin geri dönmesiyle birlikte, etkilenen aileler için iyileşme sürecinin başlayabileceğini ifade etti.Alakbarov ayrıca, İsrail’in Refah Sınır Kapısı’nın yayalar için iki yönlü açılacağını duyurmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirirken, Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasının ve etkili güvenlik düzenlemelerinin bir sonraki aşamanın başarısı için hayati olduğunu vurguladı.Ran Gvili, 7 Ekim 2023’te Hamas ve diğer Filistinli silahlı gruplar tarafından güney İsrail’e düzenlenen saldırılarda kaçırılan 250’den fazla İsrailli ve yabancı uyruklu kişiden biriydi. Saldırılarda 1.250’den fazla kişi hayatını kaybetmişti.Bunu izleyen İsrail askeri operasyonları Gazze’de büyük yıkıma ve on binlerce Filistinlinin yaşamını yitirmesine yol açtı; sayısız kişi de kalıcı yaralanmalar yaşadı.Gazze halkı daha iyi ve istikrarlı bir gelecek istiyorTüm zorluklara rağmen Alakbarov, Gazze’ye yaptığı son ziyaretin, bölge halkının kararlılığını açıkça ortaya koyduğunu söyledi.“Gazze halkı, daha iyi ve daha istikrarlı bir geleceğe giden yolda öncülük etmeye hazır ve istekli,” diyen Alakbarov; aşırı koşullar altında sınavlara giren öğrencileri, kıtlığa rağmen ekim yapmaya çalışan çiftçileri ve yıkıma uğramış bir pazarda ayakta kalmaya çalışan küçük işletme sahiplerini örnek gösterdi.Buna karşın insani ihtiyaçların hâlâ çok ağır olduğunun altını çizdi. Gazze nüfusunun neredeyse tamamı yardıma muhtaç durumda; 1,5 milyondan fazla yerinden edilmiş kişi kış yağmurları ve soğuk hava koşullarına maruz kalıyor.Alakbarov, güvenlik sorunları, erişim kısıtlamaları ve sınır kapılarındaki gecikmeler nedeniyle insani operasyonların hâlâ yeterli ölçekte yürütülemediği uyarısında bulundu.Batı Şeriaİşgal altındaki Batı Şeria’ya da değinen Alakbarov, bölgede süregelen şiddet, yerleşimlerin genişlemesi, yıkımlar ve zorla yerinden edilmelerin durumu “çözülme noktasına” getirdiğini söyledi.Bu eğilimlerin barış umutlarını zayıflattığını ve ateşkes planının ikinci aşamasının uygulanmasını tehlikeye atabileceğini belirtti.“Gazze ateşkes planının ikinci aşamasının hayata geçirilmesi kritik önemdedir,” diyen Alakbarov, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne ortak hareket etme çağrısında bulundu.Alakbarov, BM’nin uluslararası hukuk ve BM kararları doğrultusunda, Filistinliler ve İsrailliler için iki devletli çözüm yönünde ilerlemeyi destekleme taahhüdünü yineledi.
1 of 5
Haber
28 Ocak 2026
Doğayı korumaya ayrılan her 1 Dolara karşılık, doğaya zarar veren faaliyetlere 30 Dolar harcanıyor
Birleşmiş Milletler, küresel piyasaları insanlar ve gezegen için daha iyi bir yöne çevirebilmenin en güçlü yolu olarak kapsamlı bir finansal reform için çağrı yapıyor. “State of Finance for Nature 2026” (Doğa için Finansın Durumu 2026) raporunun temel bulgusu çarpıcı: Doğayı korumaya yatırılan her 1 dolara karşılık, doğayı yok eden faaliyetlere 30 dolar harcanıyor. Rapor, doğal dünyaya zarar veren yatırımların azaltılması ve hem doğayı hem de ekonomiyi aynı anda destekleyen çözümlerin ölçeklendirilmesi için büyük bir politika değişikliğine ihtiyaç olduğunu vurguluyor.Zararın boyutuVeriler, tahribatın özellikle kamu hizmetleri, sanayi, enerji ve temel hammaddeler gibi alanlarda yoğunlaştığını gösteriyor. Ayrıca fosil yakıtlar, tarım, su, ulaşım ve inşaat gibi çevreye zararlı sübvansiyonlardan faydalanan sektörler de öne çıkıyor.Rapora ilişkin değerlendirmesinde Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) İcra DirektörüInger Andersen, “Paranın izini sürdüğünüzde, önümüzdeki zorluğun büyüklüğü net biçimde görülüyor” dedi. Doğa temelli çözümlerdeki yavaş ilerlemeyi, hızla artan zararlı yatırımlar ve sübvansiyonlarla karşılaştıran Andersen “Ya doğanın yıkımına yatırım yaparız ya da onun iyileşmesini destekleriz; ortası yok1 diye konuştu.Çözümler mümkünRapor, mevcut dengesizliği ortaya koymanın yanı sıra, ekonomik olarak da uygulanabilir “büyük bir doğa dönüşümü” vizyonu sunuyor. Öne çıkan çözümler arasında şunlar yer alıyor:Isı adası etkisini azaltmak ve yaşam kalitesini artırmak için kentsel alanların yeşillendirilmesi,Yol ve enerji altyapısına doğanın entegre edilmesi,Negatif emisyonlu yapı malzemelerinin üretilmesi.Çalışma ayrıca, çevreye zararlı sübvansiyonların ve yıkıcı yatırımların aşamalı olarak kaldırılması; buna karşılık “doğa dostu” yatırımların artırılması için izlenebilecek bir yol haritası sunuyor.Rakamlarla2023’te 7,3 trilyon dolar, doğaya zarar veren faaliyetlere aktı.Aynı yıl, yalnızca 220 milyar dolar doğa temelli çözümleri destekledi (bunun büyük bölümü kamu harcamalarından geldi).Buna karşın eğilim umut verici: Biyoçeşitlilik ve peyzaj korumaya yönelik harcamalar 2022–2023 arasında %11 arttı.2023’te doğa temelli çözümler için uluslararası kamu finansmanı, 2022’ye göre %22, 2015 seviyelerine kıyasla ise %55 daha yüksekti.Rapor, finansın yönü değişmeden doğa kaybının durdurulamayacağını; doğru teşvikler ve yatırımlarla ise hem gezegenin iyileşmesinin hem de ekonomik faydanın mümkün olduğunu vurguluyor. Raporun İngilizcesi için: https://www.unep.org/resources/state-finance-nature-2026
1 of 5
Basın Duyurusu
09 Aralık 2025
Kadın insan hakları savunucusu, aktivist ve gazeteci her 10 kadından 7’si dijital şiddete maruz kaldığını bildiriyor
Cenevre – 9 Aralık 2025 – Avrupa Komisyonu ve Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) Kadınlara Yönelik Şiddeti Sonlandırma Programı, UNESCO ile iş birliğinde ve TheNerve, City St George's, Londra Üniversitesi ve Uluslararası Gazeteciler Merkezi araştırmacıları ortaklığında yeni bir rapor yayımladı. Rapora göre, kadın insan hakları savunucuları, aktivistler ve gazetecilere yönelik çevrim içi şiddet alarm veren bir noktaya ulaştı ve çoğu zaman çevrim dışı saldırılara da yol açıyor. Etkin önlemler alınmazsa, çevrim içi şiddet kadınları dijital alanlardan uzaklaştırarak demokrasi ve ifade özgürlüğünü zedeleyebilir. “Kırılma noktası: Kamusal alanda kadınlara yönelik şiddetin tüyler ürpertici tırmanışı” başlıklı rapor, ankete katılan kadınların yüzde 70'inin mesleklerini yaparken çevrim içi şiddete maruz kaldığını gösteriyor. Ayrıca, ankete katılanların yüzde 41'i çevrim içi tacizle bağlantılı çevrim dışı zarar gördüğünü bildiriyor. Kadın gazeteciler için çevrim içi taciz ile çevrim dışı zarar arasındaki bağlantı giderek daha çok endişe verici hale geldi. UNESCO tarafından yayınlanan 2020 küresel anketinde, kadın gazetecilerin yüzde 20'si yaşadıkları çevrim dışı saldırı veya tacizi çevrim içi şiddetle ilişkilendiriyor. Aynı araştırmacılar tarafından yürütülen “Dönüm Noktası” raporunun 2025 anket verilerine göre ise gazeteciler ve medya çalışanlarında bu oran iki katından fazla artarak yüzde 42'ye çıkmış durumda.BM Kadın Birimi Politika, Program ve Hükümetlerarası İlişkiler Bölüm Direktörü Sarah Hendricks, “Bu rakamlar, dijital şiddetin sanal değil, gerçek dünyada sonuçları olan gerçek bir şiddet olduğunu doğruluyor” dedi. “İnsan haklarımızı savunan, güncel gelişmeleri aktaran veya sosyal hareketlere öncülük eden kadınlar, utandırmak, susturmak ve kamusal tartışmalardan uzaklaştırmak amaçlarıyla taciz ediliyor. Bu saldırılar artık ekranlarda kalmıyor, ve kadınların kapısına giderek daha fazla dayanıyor. Çevrim içi alanların kadınları susturan ve demokrasiyi zayıflatan platformlara dönüşmesine izin veremeyiz."TheNerve Bilgi Bütünlüğü Girişimi Direktörü Prof. Julie Posetti, "Bu veriler, yapay zekanın körüklediği taciz ve yükselen otoriterleşme çağında, kamusal alanda kadınlara yönelik çevrim içi şiddetin arttığını gösteriyor. Ancak asıl kaygı verici olan veri, kadın gazetecilerin çevrim içi şiddetle ilişkili olarak deneyimledikleri çevrim dışı zararın 2020'den bu yana iki katından fazla artmış olması 2025 anketine katılanların yüzde 42'si de bu tehlikeli ve potansiyel olarak ölümcül gidişatı tespit etti.” ifadelerini kullandı. Rapor ayrıca, ankete katılan insan hakları savunucusu, aktivist ve gazeteci kadınların yaklaşık 4’te 1’inin, yapay zeka ile üretilen sahte görüntüler (deepfake) ve manipüle edilmiş içerik gibi yapay zeka destekli çevrim içi şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor. İnsan hakları alanındaki yazar ve iletişimciler ise (örneğin, sosyal medya içerik üreticileri) yüzde 30 ile bu şiddet türüne en yüksek oranda maruz bırakılan kadınlar arasında.Dünya Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddete Karşı 16 Günlük Aktivizm Kampanyasını tamamlarken yayınlanan rapor kampanyaya da atıfta bulunuyor. 16 Günlük Aktivizm kampanyası bu yıl, dijital şiddet konusunda farkındalık yaratmaya ve kadına ve kız çocuklarına yönelik teknoloji destekli şiddeti bir insan hakları ihlali olarak kabul etmeye odaklanıyor. Kampanya kapsamında, teknoloji aracılığıyla üretilen kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali olarak kabul eden daha etkin yasalar ve politikalar, teknoloji şirketleri için sağlam düzenlemeler ve hesap verebilirlik mekanizmaları, kadın insan hakları savunucuları, aktivistler ve gazeteciler için güvenlik protokolleri ve destek sistemleri, eğilimleri izlemek, kesişimsel etkileri anlamak ve kanıta dayalı politika ve uygulamaları bilgilendirmek için araştırma ve verilere yatırım yapılması çağrısında bulunuluyor. BM Kadın Birimi, Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddete Karşı 16 Günlük Aktivizm Kampanyasını, kadınlara yönelik teknoloji destekli şiddeti önlemek ve buna müdahale etmek için kurumsal bir stratejiyle sonlandıracak. Bu strateji, hesap verebilirliği güçlendirmeye, kanıt ve veri eksikliklerini gidermeye, önleme ve mağdur odaklı destek mekanizmalarını hızlandırmaya, daha fazla dayanıklılık inşa etmeye ve kadın hakları hareketlerinin ve kadın liderlerin sesini duyurmaya odaklanıyor.ACT Programı hakkındaSavunuculuk, Koalisyon Oluşturma ve Dönüştürücü Feminist Eylem (ACT) programı, Avrupa Komisyonu ve BM Kadın Birimi'nin, BM Kadına Yönelik Şiddeti Sonlandırma Güven Fonu ile iş birliği içinde, Cinsiyete Dayalı Şiddetle Mücadele Eylem Koalisyonu'nun eş liderleri olarak oluştudukları ve oyunun kurallarını değiştirmeyi amaçlayan bir taahhüttür. ACT'nin ortak savunuculuk gündemi, feminist kadın hakları hareketlerinin önceliklerini ilerletmekte ve seslerini duyurmakta, ortak öncelikler, stratejiler ve eylemlere odaklanan bir iş birliği çerçevesi sağlamaktadır.BM Kadın Birimi HakkındaBM Kadın Birimi, kadın haklarını, toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletmek ve tüm kadın ve kız çocuklarının güçlenmesini sağlamak amacıyla kurulmuştur. Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında BM'nin öncü kuruluşu olarak, yasaları, kurumları, davranışları ve hizmetleri eşitlikten yana dönüştürerek toplumsal cinsiyete dayalı uçurumu ortadan kaldırmayı ve tüm kadınlar ile kız çocukları için eşit bir dünya kurmayı hedeflemektedir. BM Kadın Birimi, her zaman ve her yerde kadınların ve kız çocuklarının haklarını küresel ilerlemenin merkezinde tutar. Çünkü toplumsal cinsiyet eşitliği yalnızca işi değil; aynı zamanda kimliğinin bir parçasıdır.Bilgi Bütünlüğü Girişimi HakkındaBilgi Bütünlüğü Girişimi, Nobel Ödülü sahibi Maria Ressa tarafından kurulan dijital adli tıp laboratuvarı TheNerve'in yeni bir projesidir. Toplumsal cinsiyet, dezenformasyon, ifade özgürlüğü ve kamu yararını gözeten medyanın ortak zemininde eylem odaklı araştırmayı temel alır.
1 of 5
Basın Duyurusu
25 Kasım 2025
Birleşmiş Milletler, Kadın Cinayetleri 2024 Raporu: Her 10 Dakikada Bir Kadın ya da Kız Çocuğu Öldürülüyor!
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yayımlanan Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) ve Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ortak raporu, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin tamamen önlenebileceğini, buna karşın kadın cinayetlerinin alarm verici düzeyde olduğunu ortaya koyuyor.Rapora göre 2024 yılında 50 bin kadın ve kız çocuğu, yakın partneri veya bir aile üyesi tarafından öldürüldü. Bu sayı, kadın ve kız çocuklarına yönelik tüm kasıtlı cinayetlerin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor. 2023’te bu rakam 51.100 idi. Ülke özelinde üretilen verilerin eşitsizliği ya da farklılığından kaynaklanan bu düşüş, maalesef gerçek bir azalmaya işaret etmiyor. Bugün dünyada hâlâ her 10 dakikada bir kadın veya kız çocuğu en yakınındaki kişiler tarafından öldürülüyor.Rapora göre, günde ortalama 137 kadın ev içinde öldürülüyor. Erkek cinayetlerinin ise yalnızca yüzde 11'i özel alanda işleniyor. Bölgesel görünüm: En yüksek oran Afrika’da, Avrupa ise hâlâ risk altında Afrika, 2024 yılında gerçekleşen partner veya aile içi kadın cinayetlerinde 100 binde 3 kadınla dünyanın en yüksek oranına sahip bölgesi olurken, onu 100 binde 1,5 kadın ile Amerika ve 100 binde 1,4 kadın ile Okyanusya takip ediyor. Asya’da 2024 yılı için kaydedilen 100 binde 0,7 kadın ve Avrupa’da ise 100 binde 0,5 kadın olarak belirtilen oranlar küresel ortalamaya kıyasla daha düşük görünse de, Avrupa’da yakın partner şiddetinin oransal yüksekliği son derece çarpıcı bir tablo sunuyor: 2024 yılında Avrupa’da öldürülen kadınların yüzde 64’ü, yakın partnerleri tarafından öldürüldü.Avrupa ve Orta Asya’dan gelen örnekler, birçok kadının öldürülmeden önce çevrim içi kimliğe bürünme (catfishing), kişisel bilgilerin ifşası (doxing), çevrim içi itibarsızlaştırma (online defamation), çoklu platform tacizi (cross-platform harassment) gibi dijital şiddet biçimleriyle karşı karşıya kaldığını, bazı kadınların ise fail cezaevinden çıktıktan kısa süre sonra öldürüldüğünü gösteriyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) verilerine göre Türkiye’de de durum çok farklı değil. Türkiye’de internet kullanan her 4 gençten 1’i dijital şiddete maruz kalıyor ve kadınlarda bu olasılık erkeklere oranla 27 kat daha fazla.Dijital şiddet öldürüyor: Çevrim içi nefret çevrim dışı zarar veriyor!Rapor, çevrim içi şiddetin yalnızca “sanal” bir tehdit olmadığını, aksine kadınları ve kız çocuklarını fiziksel şiddet ve cinayetlere karşı ciddi şekilde savunmasız bırakan somut bir şiddet biçimi olduğunu ortaya koyuyor. Birleşik Krallık’taki araştırmalar, ev içi cinayetlerde kadınların yüzde 60’ının öldürülmeden önce çevrim içi olarak izlendiğini gösteriyor. Ayrıca gazeteciler, siyasetçiler ve aktivistler gibi kamusal alanda bilinirliği yüksek kadınlar, dijital şiddete en çok maruz kalan grupların başında geliyor. Dünya genelinde her 3 ya da 4 kadın gazeteciden 1’i, birçok bölgede ise her dört ila üç kadın siyasetçiden biri, ölüm tehditleri de dahil olmak üzere çevrim içi şiddet tehditleri aldığını bildiriyor. Dijital teknolojiler, sanal ortamlarda kadına yönelik şiddetin yayılmasını kolaylaştırırken, çevrim içi paylaşılan fotoğraf ve videolar nedeniyle kadınlar ve kız çocukları öldürülüyor ve hatta bazı durumlarda bu cinayetler sosyal medyada canlı olarak yayınlanıyor. Bu durum, dijital şiddetin gerçek dünyadaki ölümcül sonuçlarla doğrudan bağlantısını gözler önüne seriyor.Kadınlar dijital ortamda çevrim içi kimliğe bürünme (catfishing), kişisel bilgilerin ifşası (doxing), dijital teşhir (cyberflashing), çevrim içi itibarsızlaştırma (online defamation), çoklu platform tacizi (cross-platform harassment), dijital yıldırma (sealioning), dijital cinsel şantaj (sextortion), görüntü temelli şiddetle ilişkili içeriklerin kötüye kullanımı, gibi teknoloji destekli birçok şiddet biçimine maruz bırakılıyor.Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun birlikte yürüttüğü 16 Günlük Aktivizm Kampanyası bu yıl “Dijital Şiddete Noktayı Koy” söylemiyle dijital şiddet ile fiziksel şiddet arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor.BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond raporla ilgili şu açıklamada bulundu:“Bu rapor bize çok açık bir gerçeği hatırlatıyor: Kadın cinayetleri kaçınılmaz değil, önlenebilir. Şiddet çoğu zaman dijital alanda başlıyor, tehdit, baskı ve taciz ile devam ediyor ve gerekli müdahale yapılmadığında ölümcül sonuçlara varıyor. Çevrim içi güvenlik için herkesin pratik araçlara ihtiyacı var. Kadınlar ve kız çocuklarının hesaplarını nasıl koruyacaklarını, istismar edici davranışı nasıl tanıyacaklarını, hızlı bir şekilde nasıl bildireceklerini ve hedef alınanları nasıl destekleyeceklerini bilmeleri hayati önem taşıyor. Her kadın ve kız çocuğunun yaşam hakkını korumak için dijital ve fiziksel tüm alanlarda erken uyarı işaretlerini ciddiye almalı, güçlü adalet ve etkin koruma mekanizmaları kurmalıyız.”Veriye dayalı politika şart!Rapor, birçok ülkede kadın cinayetlerine ilişkin verilerin eksik raporlandığını, bu görünmezliğin ortadan kaldırılması için acil eylem gerektiğini vurguluyor.Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi, 2022’de kabul edilen uluslararası istatistik çerçevesinin uygulanması için ülkelerle birlikte çalışmayı sürdürüyor. Raporun tamamına buradan ulaşılabilir: https://www.unwomen.org/en/digital-library/publications/2025/11/femicides-in-2024-global-estimates-of-intimate-partner-family-member-femicides
1 of 5
Basın Duyurusu
15 Ekim 2025
Açıklama: Kırsal Kadınlar Yükseliyor – Beijing+30 ile Dayanıklı Gelecekler Şekillendiriyor
Bu Kırsalda Yaşayan Kadınlar Günü’nde, herkesi kırsal alanlarda yaşayan kadınların ve kız çocuklarının eşitliğini, haklarını ve güçlenmesini ilerletmek için cesur adımlar atmaya çağırıyoruz. Kadınlar her gün topluluklara gıda sağlıyor, çevreyi koruyor ve sürdürülebilir kalkınmayı destekliyorlar. Onlara yatırım yapmak hem bir adalet eylemidir, hem de ortak geleceğimizi güvence altına alır.Nesiller boyunca, kırsal alanlardaki kadınlar değişim için kolektif hareketleri yönlendirdi: toplulukları harekete geçirdiler, politikaları etkilediler ve iklim adaleti gibi hayati konuların savunuculuğunu yaptılar. Liderlikleri, kırsal alanların aşırı yoksulluk ve gıda güvensizliğinden en çok etkilendiği durumlarda bile, yerel eylemler ile küresel ilerleme arasında köprüler kurmaya devam ediyor; bu durum kadınları, gençleri ve yerli hakları en çok etkiliyor. Mevcut eğilimler devam ederse, 2030 yılına kadar 351 milyon kadın ve kız çocuğu hâlâ aşırı yoksulluk içinde yaşayacak.Bu zorluklar arasında, Ruanda’dan Verene Ntakirutimana’nın hikayesi, kırsal alanlardaki kadınların güçlenmesinin somut ve kalıcı değişim yarattığını gösteriyor. Kırsal Kadınların Ekonomik Güçlenmesi Ortak Programı’nın desteğiyle, sadece geçimini sağladığı tarımdan başarılı bir küçük işletmeye geçti. Başarısı, topluluk tutumlarını değiştirdi: kalıp yargıları sorguladı, ortak karar alma süreçlerini teşvik etti ve başkalarına ilham verdi.Bu yılın teması olan “Kırsal Kadınlar Yükseliyor” hem bir saygı duruşu hem de bir harekete geçirme çağrısıdır. Pekin+30 Eylem Gündemi’nde belirtildiği gibi kırsal alanda yaşayan kadınların yaşam koşullarını, liderliklerini, haklarını ve dayanıklılıklarını ilerletmek elzemdir. 2026 Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı ve 2024–2034 Kırsal Alanlarda Tüm Kadınların, Genç Kızların ve Kız Çocuklarının Hakları için Amerika Arası On Yıl gibi girişimler ve Women to Kilimanjaro gibi topluluk hareketleri, onların çalışmalarını görünür kılmak, seslerini duyurmak ve haklarının tanınmasını sağlamak için güçlü fırsatlar sunmaktadır.Kırsal kadınlar yükseldiğinde, tarlalar bereketlenir, aileler gelişir ve toplumlar dönüşür; bu da bizi Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu ile Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları vizyonuna doğru ilerletir.
1 of 5
Basın Duyurusu
08 Ekim 2025
11 Ekim 2025, Dünya Kız Çocukları Günü UN Women açıklaması
Bu Dünya Kız Çocukları Günü’nde, başta krizlerin ve çatışmaların ortasında mücadele edenler olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki tüm kız çocuklarının cesaretini ve liderliğini kutluyoruz. Kolombiya’nın kuzeyindeki Cauca bölgesinden Sandra Patricia Aguilar Carabalí gibi kızlar, dışlanmaya meydan okuyor ve topraklarını, barışı ve topluluklarını korumak için öncülük ediyor.Pekin Deklarasyonu’nun üzerinden otuz yıl geçtikten sonra, kız çocuklarının haklarına yatırım yapmanın hem ahlaki bir sorumluluk hem de stratejik bir tercih olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz. Bu süre içinde önemli ilerlemeler kaydedildi: Ergen yaşta annelik neredeyse yarı yarıya azaldı, çocuk yaşta evlilik oranı düştü, birçok ülke ayrımcılığı ve şiddeti yasakladı ve eğitim ile sağlık hizmetlerine erişimi genişletti. Bu gelişmeler, hükümetler ve toplumlar kız çocuklarının haklarına bağlı kaldığında nelerin mümkün olduğunu gösteriyor. Yine de ilerleme yavaş. Dünya genelinde hala 122 milyon kız çocuğu okula gidemiyor. 20–24 yaş aralığındaki her 5 genç kadından 1’i 18 yaşından önce evlendi ve bugün hayatta olan 50 milyon kız cinsel şiddete maruz bırakıldı. Her yıl dört milyon kız çocuk kadın sünnetine maruz bırakıldı ve bunların yarısı beş yaşından önce bu uygulamaya maruz bırakılıyor. Kadın sünnetinin 2030’a kadar tamamen ortadan kaldırılması için ilerlemenin 27 kat hızlanması gerekiyor.2024 yılında, 676 milyon kadın ve kız çocuğu ölümcül çatışmaların çok yakınında hayatını sürdürmek zorunda kaldı. Bu durum onların eğitimlerinin kesintiye uğramasına, şiddete maruz bırakılmalarına ve sağlık hizmetlerine erişimlerinin engellenmesine yol açtı. Eylemsizliğin bedeli ise kaybedilen hayatlar ve durdurulmuş geleceklerle ölçülüyor.Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Durum Raporu 2025, ergen kız çocuklarına yapılan yatırımların çocuklar, topluluklar ve ekonomiler açısından çarpan etkisi yarattığını açıkça ortaya koyuyor. Yalnızca Afrika’da bu tür yatırımlar, 2040 yılına kadar 2,4 trilyon ABD doları tutarında yeni gelir yaratabilir. Ortaöğretimde geçirilen her ek yıl, bir kız çocuğunun potansiyel gelirini yüzde 10–20 oranında artırır. Sosyal koruma, eğitim, yeşil ekonomi, işgücü piyasaları, inovasyon ve yönetişim alanlarında atılacak kapsamlı adımlar, 2030’a kadar 52 milyon kadını ve kızı aşırı yoksulluktan kurtarabilir. UN Women, dünyanın her yerindeki hakları tehdit altında olan, sesi bastırılan ve liderliği tanınmayan her kız çocuğunun yanındadır.Otuz yıl önce kız çocuklarına eşitlik sözü verdik. Bugün, bu sözü yerine getirmeliyiz.
1 of 5
Basın Duyurusu
01 Mayıs 2025
Türkiye’de insan haklarının durumu Evrensel Periyodik İnceleme kapsamında değerlendirilecek
CENEVRE (1 Mayıs 2025) – Türkiye’de insan haklarının durumu, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne bağlı Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ) Çalışma Grubu tarafından 6 Mayıs 2025 Salı günü Cenevre’de gerçekleştirilecek ve canlı yayınlanacak bir oturumda dördüncü kez gözden geçirilecek.Türkiye, 28 Nisan – 9 Mayıs 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek EPİ Çalışma Grubu oturumu kapsamında incelemeye alınacak 14 Devletten biri olacak. Türkiye’nin birinci, ikinci ve üçüncü EPİ incelemeleri sırasıyla Mayıs 2010, Ocak 2015 ve Ocak 2020 tarihlerinde gerçekleştirilmişti.EPİ Çalışma Grubu, İnsan Hakları Konseyi’nin 47 Üye Devletinden oluşuyor. Ancak BM’ye üye 193 Devletin her biri, bir ülkenin incelemesine katılabiliyor.İncelemelere temel oluşturan belgeleri şunlar oluşturuyor:İncelemeye alınan Devlet tarafından sunulan ulusal rapor;Özel prosedürler, insan hakları sözleşme organları ve diğer BM kuruluşları gibi bağımsız insan hakları uzmanları ve gruplarının raporlarında yer alan bilgiler;Ulusal insan hakları kurumları, bölgesel kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları dahil olmak üzere diğer paydaşlar tarafından sağlanan bilgiler.6 Mayıs’ta Türkiye'nin incelemesine temel oluşturacak üç rapora buradan ulaşılabilir.Yer: Room XX, Palais des Nations, Cenevre
Tarih ve saat: 6 Mayıs 2025 Salı, 09:00 – 12:30 (GMT+2)EPİ, BM’ye üye 193 Devletin tümünün insan hakları sicillerinin diğer ülkeler tarafından değerlendirildiği inceleme sürecidir. Nisan 2008’deki ilk oturumundan bu yana tüm üye devletler üç kez incelenmiştir. Dördüncü EPİ döngüsü kapsamında devletlerden, önceki incelemelerde kabul ettikleri tavsiyeleri uygulamak için attıkları adımları açıklamaları ve ülkedeki güncel insan hakları gelişmelerine ışık tutmaları bekleniyor. Türkiye heyetine, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay başkanlık edecek.Türkiye’nin incelemesinde raportör (“troika”) olarak görev yapacak üç ülke temsilcisini Fildişi Sahili, Fransa ve Japonya oluşturuyor.Oturumun canlı yayını şu adreste izlenebilecek :
🔗 https://webtv.un.org/en/asset/k1k/k1k23dwgn7Türkiye’nin incelemesi sırasında söz alacak konuşmacıların listesi ve sunulacak tüm beyanatlar Evrensel Periyodik İnceleme web sitesinde yayımlanacak. Türkiye’ye yönelik yapılan tavsiyelerin EPİ Çalışma Grubu tarafından kabul edilmesi 9 Mayıs 2025 Cuma günü, saat 16:00 – 18:00 (GMT+2) arasında planlanıyor. İncelemeye alınan Devlet, kendisine yöneltilen tavsiyelere ilişkin görüşlerini bu oturumda sunmayı tercih edebilir.// SON //Daha fazla bilgi ve medya talepleri için lütfen şu kişilerle iletişime geçiniz:
Pascal Sim, Medya Görevlisi – simp@un.org
David Díaz Martín, Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu – david.diazmartin@un.org
Matthew Brown, Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu – Matthew.Brown@un.orgEvrensel Periyodik İnceleme hakkında daha fazla bilgi için:
🔗 www.ohchr.org/en/hr-bodies/upr/upr-mainBM İnsan Hakları Konseyi Bülteni’ne abone olmak için:
🔗 https://mailchi.mp/a3a538479938/hrc-mailshot-to-ohchr-globalBizi sosyal medyada takip edin:
Facebook | X | YouTube | Instagram | LinkedIn
Tarih ve saat: 6 Mayıs 2025 Salı, 09:00 – 12:30 (GMT+2)EPİ, BM’ye üye 193 Devletin tümünün insan hakları sicillerinin diğer ülkeler tarafından değerlendirildiği inceleme sürecidir. Nisan 2008’deki ilk oturumundan bu yana tüm üye devletler üç kez incelenmiştir. Dördüncü EPİ döngüsü kapsamında devletlerden, önceki incelemelerde kabul ettikleri tavsiyeleri uygulamak için attıkları adımları açıklamaları ve ülkedeki güncel insan hakları gelişmelerine ışık tutmaları bekleniyor. Türkiye heyetine, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay başkanlık edecek.Türkiye’nin incelemesinde raportör (“troika”) olarak görev yapacak üç ülke temsilcisini Fildişi Sahili, Fransa ve Japonya oluşturuyor.Oturumun canlı yayını şu adreste izlenebilecek :
🔗 https://webtv.un.org/en/asset/k1k/k1k23dwgn7Türkiye’nin incelemesi sırasında söz alacak konuşmacıların listesi ve sunulacak tüm beyanatlar Evrensel Periyodik İnceleme web sitesinde yayımlanacak. Türkiye’ye yönelik yapılan tavsiyelerin EPİ Çalışma Grubu tarafından kabul edilmesi 9 Mayıs 2025 Cuma günü, saat 16:00 – 18:00 (GMT+2) arasında planlanıyor. İncelemeye alınan Devlet, kendisine yöneltilen tavsiyelere ilişkin görüşlerini bu oturumda sunmayı tercih edebilir.// SON //Daha fazla bilgi ve medya talepleri için lütfen şu kişilerle iletişime geçiniz:
Pascal Sim, Medya Görevlisi – simp@un.org
David Díaz Martín, Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu – david.diazmartin@un.org
Matthew Brown, Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu – Matthew.Brown@un.orgEvrensel Periyodik İnceleme hakkında daha fazla bilgi için:
🔗 www.ohchr.org/en/hr-bodies/upr/upr-mainBM İnsan Hakları Konseyi Bülteni’ne abone olmak için:
🔗 https://mailchi.mp/a3a538479938/hrc-mailshot-to-ohchr-globalBizi sosyal medyada takip edin:
Facebook | X | YouTube | Instagram | LinkedIn
1 of 5
En son kaynaklar
1 / 8
1 / 8