Bir Fırsat Anı
Temiz Enerji Dönemine Güç Katmak
BM Genel Sekreteri António Guterres yazdı
Enerji, ateşin kontrol altına alınmasından buhar gücünün kullanılmasına, atomun parçalanmasına kadar insanlığın yolculuğunu şekillendirdi. Bugün ise yeni bir çağın şafağındayız. Temiz enerji çağı doğuyor.
Geçtiğimiz yıl, yeni enerji kapasitesinin neredeyse tamamı yenilenebilir kaynaklardan sağlandı. Temiz enerjiye yapılan yatırımlar 2 trilyon Dolar’a ulaştı — fosil yakıt yatırımları 800 milyar Dolar’ın üzerine çıktı.
Güneş ve rüzgâr enerjisi artık yeryüzünün en ucuz enerji kaynakları. Temiz enerji sektörleri iş yaratıyor, kalkınmayı hızlandırıyor ve ilerlemeye güç veriyor — üstelik fosil yakıtlar hâlâ çok daha fazla destek alırken.
Fosil yakıtlara tutunmayı sürdüren ülkeler ekonomilerini korumuyor; onları sabote ediyor — rekabet gücünü zayıflatıyor ve 21. yüzyılın en büyük ekonomik fırsatını kaçırıyorlar.
Temiz enerji, enerji egemenliği ve güvenliği de sağlıyor. Fosil yakıt piyasaları fiyat şoklarına, arz kesintilerine ve jeopolitik çalkantılara açık — tıpkı Rusya'nın Ukrayna’yı işgalinde gördüğümüz gibi. Oysa güneş ışığına zam gelmez, rüzgâra ambargo uygulanmaz, ve hemen her ülke enerji açısından kendine yetebilecek yenilenebilir kaynaklara sahip durumda.
Son olarak, temiz enerji kalkınmayı da teşvik ediyor. Özellikle şebekeden bağımsız ve küçük ölçekli güneş enerjisi teknolojileri aracılığıyla, halen elektriksiz yaşayan yüz milyonlarca insana hızlı, uygun maliyetli ve sürdürülebilir bir şekilde ulaşabiliyor.”
Tüm bunlar, temiz enerji çağını durdurulamaz kılıyor. Ancak geçiş hâlâ yeterince hızlı ya da adil değil. Gelişmekte olan ülkeler geri bırakılıyor. Fosil yakıtlar enerji sistemlerinde egemenliğini sürdürüyor; emisyonlar hâlâ yükseliyor — oysa iklim krizinin en kötü etkilerinden kaçınmak için bu emisyonların hızla düşmesi gerekiyor.
Bu durumu düzeltmek için altı alanda harekete geçmeliyiz:
- Hükümetler temiz enerji geleceğine tam bağlılık göstermeli.
Önümüzdeki aylarda tüm ülkeler, bir sonraki on yıla dair hedefleri içeren ulusal iklim planlarını (Ulusal Katkı Beyanları) sunacak. Bu planlar, küresel sıcaklık artışını 1.5°C ile sınırlama hedefiyle uyumlu olmalı; tüm sektörleri ve emisyonları kapsamalı; temiz enerjiye giden net bir yolu ortaya koymalı. Küresel emisyonların yaklaşık %80’inden sorumlu G20 ülkeleri bu sürece liderlik etmeli. - 21. yüzyıla uygun enerji sistemleri inşa etmeliyiz.
Modern şebeke ve depolama altyapısı olmadan yenilenebilir enerjinin potansiyeli kullanılamaz. Bugün, yenilenebilir enerjiye yatırılan her 1 dolara karşılık sadece 60 sent şebeke ve depolamaya harcanıyor. Bu oran en az bire bir olmalı. - Artan küresel enerji talebini karşılamak için yenilenebilir kaynaklara yönelmeliyiz.
Büyük teknoloji şirketleri de bu sürece katılmalı. 2030 yılına kadar veri merkezlerinin Japonya’nın bugünkü elektrik tüketimine eş değer enerji harcaması bekleniyor. Şirketler bu merkezleri yenilenebilir enerjiyle çalıştırma taahhüdü vermeli. - Enerji dönüşümüne adaleti yerleştirmeliyiz.
Fosil yakıt bağımlı toplulukların temiz enerjiye hazırlanması desteklenmeli. Kritik minerallerin tedarik zincirleri reforme edilmeli. Bugün bu zincirler hak ihlalleri ve çevresel tahribatla dolu; gelişmekte olan ülkeler değer zincirinin en altına sıkışmış durumda. Bu sona ermeli. - Ticareti enerji dönüşümünün aracı hâline getirmeliyiz.
Temiz enerji tedarik zincirleri büyük ölçüde yoğunlaşmış durumda, küresel ticaret ise parçalanıyor. Yeni enerji çağını benimseyen ülkeler; tedarikleri çeşitlendirmeli, temiz enerji ürünlerine yönelik tarifeleri azaltmalı ve yatırımları destekleyecek şekilde anlaşmaları güncellemeli. - Gelişmekte olan ülkelere finansman sağlamalıyız.
Geçen yıl Afrika, küresel yenilenebilir enerji yatırımlarının sadece %2’sini aldı — oysa dünyanın en verimli güneş kaynaklarının %60’ı bu kıtada. Uluslararası iş birliği gerekiyor: Borç ödemeleri bu ülkelerin bütçelerini tüketmemeli; çok taraflı kalkınma bankaları kredi kapasitesini artırmalı ve özel finansmanı harekete geçirmeli. Kredi derecelendirme kuruluşları ve yatırımcılar ise risk değerlendirmelerini güncellemeli — temiz enerjinin potansiyelini, iklim krizinin maliyetini ve fosil yakıtların riskini hesaba katmalı.
Yeni enerji çağı elimizin altında — ucuz, temiz ve bol enerji ile ekonomik fırsatların zengin olduğu bir dünya; enerji özerkliğinin güvenini taşıyan ülkeler; elektriğin herkese ulaştığı bir gelecek.
Bu, küresel dönüşümü hızlandırmak için fırsat anımız. Harekete geçelim.