PAB 152 kapsamında üst düzey BM Paneli
PAB 152 kapsamında düzenlenen üst düzey panelde BM–parlamento iş birliğini ele alındı
Ulusal parlamentolar ile Birleşmiş Milletler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, 17 Nisan’da İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu kapsamındaki üst düzey panelde ele alındı.
Birleşmiş Milletler İşleri Daimi Komitesi himayesinde düzenlenen “Türkiye örneği: Parlamentolarla daha güçlü BM etkileşimi için bir örnek” başlıklı oturum, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile BM Türkiye Ülke Ekibi (UNCT) arasındaki gelişen ortaklıkları ele almak üzere üst düzey BM temsilcilerini bir araya getirdi.
Oturumun moderatörlüğünü yapan, Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA’lar) hayata geçirilmesinde güçlü yasama katılımının önemine dikkat çekti.
Ahonsi “Parlamentolar, sürdürülebilir kalkınmanın merkezinde yer alır; küresel taahhütleri ulusal yasalara dönüştürür, kaynakların tahsisini sağlar ve kurumları hesap verebilir kılar. Bu nedenle Birleşmiş Milletler ile parlamentolar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, SKA’larda ilerlemeyi hızlandırmak açısından kritik önemdedir,” diye konuştu.
Panelistler, parlamento ile BM arasındaki iş birliğinin zaman içinde geçici ve konu bazlı etkileşimlerden daha yapılandırılmış ve stratejik bir ortaklığa dönüştüğünü anlattı. Bu dönüşüm özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, göç, mülteci koruma ve çözümleri, çocuk hakları ve insan hakları gibi alanlarda kendini gösteriyor. Bu gelişim, daha bütüncül ve ülke odaklı bir BM sistemini hedefleyen reform çabalarıyla da uyumlu halde bulunuyor.
Panelde, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) başta olmak üzere, fırsat eşitliği, insan hakları, adalet ve bütçe denetimi alanlarında çalışan parlamento komisyonlarıyla yürütülen iş birliklerinden somut örnekler paylaşıldı. Konuşmacılar, bu tür etkileşimin yasama çerçevelerini güçlendirdiğini, SKA uygulamalarının denetimini geliştirdiğini ve kamu politikalarında hesap verebilirliği artırdığını vurguladı.
UN Women Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond, toplumsal cinsiyete duyarlı mevzuat ve kadınların siyasi katılımını destekleme çalışmalarına dikkat çekti:
Guimond, “Türkiye’nin deneyimi, parlamentolar ile Birleşmiş Milletler arasındaki etkileşimin diyalogun çok ötesine geçebileceğini gösteriyor. Yasaların hazırlanma biçiminden bütçelerin şekillenmesine ve temsiliyetin güçlendirilmesine kadar kurumsal düzeyde gerçek değişim yaratabilir. Parlamento ve PAB ile birlikte, mevzuatın toplumsal cinsiyet analizi ve bütçe döngüsüne entegre toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme gibi artık kurumun işleyişinin bir parçası haline gelen araçları destekliyoruz;. Ayrıca daha önce var olmayan alanlara yatırım yapıyor; farklı siyasi partilerden kadın milletvekillerinin bir araya gelebildiği platformlar oluşturuyoruz. Bu gündem artık dışsal değil; Parlamentonun kendi içinden şekilleniyor,” diye konuştu.
UN Women Türkiye’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi ile ortaklığı 2011 yılına dayanmakta olup, Ulusal Kalkınma Planı’na geçici özel önlemlerin dahil edilmesine katkı sağlamış ve Parlamentoda kadın temsilinin bugüne kadarki en yüksek oran olan yaklaşık yüzde 20’ye ulaşmasına destek olmuştur.
UNHCR Türkiye Temsilci Yardımcısı Daniela C. Cicchella, parlamentolarla etkileşimin mülteci korumasının yalnızca bir politika taahhüdü değil, aynı zamanda hukuki ve kurumsal bir gerçeklik olarak hayata geçirilmesinde merkezi rol oynadığını vurguladı. Parlamenterler, yasama, denetim ve bütçe rollerini kullanarak mültecilerin ve vatansız kişilerin nasıl karşılandığını, korunduğunu ve topluma dahil edildiğini şekillendirirken, sürdürülebilir çözümlerin geliştirilmesine de katkı sağlıyor.
Parlamentoyla etkileşimin güçlendirilmesi, zorla yerinden edilme konusundaki müdahalelerin hukukun üstünlüğüne dayanmasını, uluslararası standartlarla uyumlu olmasını ve ulusal bağlama uygun şekilde geliştirilmesini destekliyor. Türkiye’nin büyük bir mülteci ev sahibi ülke olarak deneyimi, koruma ilkeleri, ulusal sistemler ve toplumsal uyum arasında dengeli bir yaklaşımın, bilinçli parlamenter katkılarla nasıl sağlanabileceğine dair önemli dersler sunuyor. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler ile yasama organları arasındaki yapılandırılmış iş birliğinin önemini ortaya koyuyor.
Parlamentolar Arası Birlik, parlamentoları birbirine bağlama ve iyi uygulamaların küresel ölçekte yaygınlaştırılmasında kilit rol oynuyor. UNHCR ile PAB arasında imzalanan Mutabakat Zaptı, mülteci koruması, çözümler ve vatansızlığın önlenmesi ve azaltılması alanlarında parlamenter katılımı güçlendirmeyi; uluslararası taahhütlerin ulusal mevzuata aktarılmasını ve ulusal deneyimlerin küresel öğrenmeye dönüşmesini amaçlıyor.
Zorla yerinden edilmenin arttığı günümüzde parlamenterler; temel ilkelerin korunması, hak ve hizmetlere erişimin sağlanması, sorumluluk paylaşımının teşvik edilmesi ve kapsayıcı politikaların geliştirilmesinde giderek daha kritik bir rol üstleniyor.
Cicchella, “Parlamenterler, mülteci koruması ve çözümleri ile vatansızlığın azaltılmasına ilişkin uluslararası ilke ve taahhütlerin ulusal mevzuata, denetime ve hem mülteciler hem de ev sahibi topluluklar için somut fayda sağlayan politikalara dönüştürülmesinde kritik rol oynar. UNHCR, ulusal uygulamaların küresel öğrenmeye aktarılmasında kilit öneme sahip olan Parlamentolar Arası Birlik ile yakın iş birliği içinde çalışmaktadır,” ifadelerini kullandı.
UNICEF Türkiye Temsilci Yardımcısı Malti Gandhi ise çocuk hakları, çocuk koruma ve gençlerin katılımını ilerletmeye yönelik çalışmalar hakkında bilgi verdi:
Gandhi, “Parlamentoyu bir sistem olarak ele alarak, çocuk katılımını kurumsallaştırarak ve kanıta dayalı yaklaşımlarla parlamentodaki tartışmaları etkileyerek; UNICEF, çocukların üstün yararı ve haklarının ülke gündeminin merkezinde yer alması için parlamenterlerle iş birliğini sürdürmeye kararlıdır” dedi.
Tartışmada ayrıca, parlamentolar ile Birleşmiş Milletler arasındaki daha güçlü kurumsal bağların, kalkınma programlarında ulusal sahiplenmeyi nasıl artırabileceği, kanıta dayalı politika yapımını nasıl destekleyebileceği ve elde edilen sonuçların sürdürülebilirliğini nasıl güvence altına alabileceği ele alındı.
İleriye dönük olarak katılımcılar, iş birliğinin daha da kurumsallaştırılması için fırsatlara dikkat çekti. Bunlar arasında parlamentoların araştırma kapasitesinin güçlendirilmesi, insan haklarına dayalı yasa yapımı ve toplumsal cinsiyete duyarlı yönetişim alanlarında eğitimlerin genişletilmesi ile Genel Kurul sonrasında da devam edecek BM–PAB ortak takip mekanizmalarının geliştirilmesi yer aldı.