BM Türkiye Mukim Koordinatöründen İstanbul Uluslararası Su Forumu’nda su verimliliği için acil küresel eylem çağrısı:“Doğru yolda değiliz”
BM'den İstanbul Uluslararası Su Forumu’nda su verimliliği için acil eylem çağrısı
Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi, İstanbul Uluslararası Su Forumu’nda bir araya gelen küresel liderlere hitaben yaptığı konuşmada, “Doğru yolda değiliz” uyarısında bulunarak, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşabilmek için su verimliliği konusunda acil ve ölçeklendirilmiş küresel eylem çağrısında bulundu.
İstanbul Uluslararası Su Forumu kapsamında düzenlenen su verimliliği konulu üst düzey panelde konuşan Ahonsi, Temiz Su ve Sanitasyon Amaçlı Sürdürülebilir Kalkınma Amacı olan SKA 6’ya yönelik ilerlemenin, 2030 hedeflerine ulaşılabilmesi için altı kat hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Ahonsi, özellikle Akdeniz gibi iklim değişikliğinden yoğun şekilde etkilenen bölgelerde su stresinin giderek daha acil bir sorun haline geldiğine dikkat çekti.
Panel; üst düzey kamu yetkililerini, Birleşmiş Milletler temsilcilerini ve uluslararası uzmanları bir araya getirerek su verimliliğinin iklim direnci, sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik istikrar açısından oynadığı rolü ele aldı.
Oturumun açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, suyun artık yalnızca bir doğal kaynak değil; gıda güvenliği, enerji sistemleri, halk sağlığı ve ekosistemlerin temel dayanaklarından biri olduğunu belirtti. Gizligider, daha güçlü politika uygulama araçlarına, döngüsel yaklaşımlara ve sektörler arası koordinasyona ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Katılımcılar, su verimliliğinin iklim değişikliğiyle mücadelede ve sürdürülebilir kalkınmanın ilerletilmesinde en güçlü araçlardan biri olduğu konusunda görüş birliğine vardı. “Daha az suyla daha fazla değer üretmenin”, su, gıda, enerji ve ekosistemler arasındaki bağlantıyı merkeze alan geleceğin politikalarının temelinde yer alması gerektiği vurgulandı.
Ahonsi ayrıca, SKA 12 ile bağlantılı daha geniş bir “tüketim krizine” dikkat çekerek, sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim modellerinin su kıtlığını derinleştirdiğini söyledi. Su yönetiminde arz odaklı yaklaşımdan talep yönetimine geçilmesi gerektiğini belirten Ahonsi, yeniden kullanım, geri dönüşüm ve geri kazanım uygulamalarıyla döngüselliğin su yönetiminin merkezine yerleştirilmesi çağrısında bulundu.
Panel boyunca konuşmacılar, su verimliliğinin artık yalnızca teknik bir konu olmadığını; entegre çözümler gerektiren sistemsel bir mesele haline geldiğini vurguladı.
Viorel Gutu, tatlı su kaynaklarının büyük bölümünün kullanıldığı tarım sektöründe su kullanımının iyileştirilmesi için altyapı, inovasyon, iklim uyumu ve yönetişim alanlarında koordineli yatırımlar gerektiğini ifade etti.
Zehra Zümrüt Selçuk ise kurumsal kapasite, güvenilir veri ve ortak göstergelerin önemine dikkat çekerek, özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı ülkelerinde suya olan talebin artmaya devam ettiğini ve su kaynaklarının eşitsiz dağıldığını belirtti.
Joan Borrell, verimliliği “hedeflerle gerçeklik arasındaki köprü” olarak tanımlayarak, mevcut çözümlerin ölçeklenebilmesi için daha güçlü siyasi irade, finansman ve iş birliği gerektiğini vurguladı.
Yerel düzeyde yürütülen çalışmalar da dönüşümün kritik unsurlarından biri olarak öne çıktı. Fatma Şahin, Gaziantep’in hızlı nüfus artışı, sanayi talebi, deprem ve yerinden edilme gibi çok katmanlı krizler karşısında dayanıklılığını nasıl güçlendirdiğini paylaştı. Şahin, altyapı yatırımları, su kayıplarının azaltılması ve veri temelli planlama sayesinde kentin arıtma kapasitesini önemli ölçüde artırdığını ve daha az suyla daha fazla değer üretmeye odaklandığını belirtti.
Ulusal düzeyde ise Afire Sever, Türkiye’nin havza bazlı planlama, su açığı bulunan alanların belirlenmesi ve sektörler arası hedefli uygulamalarla yürüttüğü su verimliliği seferberliğini anlattı. Farkındalık kampanyaları ve sanayiye yönelik rehberlerin de bu süreci desteklediğini ifade etti.
İnovasyon ve dijital dönüşüm de çözümün temel unsurları arasında gösterildi. Alain Meyssonnier, öngörü modelleri ve gerçek zamanlı izleme sistemlerinin su kayıplarını azaltmadaki rolüne dikkat çekerek, entegre veri yönetişimi sistemlerinin önemini vurguladı.
Konuşmacılar ayrıca su, atık ve tüketim modelleri arasındaki güçlü bağlantılara dikkat çekti. Lara van Druten, özellikle gıda ve tekstil sektörlerinin su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek döngüsel ekonomi yaklaşımlarının önemini vurguladı.
Tartışmalar boyunca öne çıkan ortak mesaj, su verimliliğinin iklim eylemi ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak tüm sektörlere ve yönetişim seviyelerine entegre edilmesi gerektiği oldu.
Katılımcılar, 2026 BM Su Konferansı ve Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e giden süreçte, su verimliliğinin yeşil dönüşüm için en hızlı ve maliyet etkin çözümlerden biri olduğunu vurguladı.
“Ölçemediğimizi yönetemeyiz” diyen Ahonsi, 2030 hedeflerine yönelik gerçek ilerlemenin sağlanabilmesi için ölçülebilir, doğrulanabilir ve ölçeklenebilir çözümlere ihtiyaç olduğunu belirtti.
Forum, diyaloğun uygulamaya dönüşmesi çağrısıyla sona erdi. Katılımcılar; daha güçlü yönetişim, artırılmış yatırımlar ve sürdürülebilir siyasi kararlılığın, hedeflerin somut etkiye dönüşmesi açısından kritik önemde olduğu konusunda mutabık kaldı.
Küresel ölçekte su stresi giderek artarken, İstanbul’dan verilen mesaj netti: Su verimliliği yalnızca çözümün bir parçası değil; daha dirençli ve sürdürülebilir bir geleceğin temelidir.