Kadın hakları dünya genelinde geriliyor
BM Genel Sekreteri raporu: "Kadınlar ve kız çocukları onları koruması gereken sistemler tarafından yüzüstü bırakılıyor"
Çatışmaların artmasıyla birlikte toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin de yükseldiği bir dönemde, dünyanın dört bir yanındaki kadınlar ayrımcı yasalar nedeniyle adalete erişimde büyük bir boşlukla karşı karşıya kalıyor.
UN Women Politika, Program ve Hükümetlerarası Bölüm Direktörü Sarah Hendriks, New York’ta gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Dünya demokratik gerileme, artan çatışmalar, ekonomik baskılar ve daralan sivil alan gibi zorluklarla karşı karşıyayken, toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı giderek daha örgütlü bir geri tepki ve kadın haklarında bir gerileme görüyoruz.”
“Adalet sistemleri bu baskılardan bağımsız değildir; aslında onları yansıtır,” dedi.
Ensuring and Strengthening Access to Justice for All Women and Girls (Tüm Kadınlar ve Kız Çocukları İçin Adalete Erişimin Sağlanması ve Güçlendirilmesi) başlıklı BM Genel Sekreteri raporu, bazı ülkelerde yasaların kadınların özgürlüklerini kısıtlayacak, seslerini susturacak ve istismarın cezasız kalmasına izin verecek şekilde yeniden şekillendirildiğini ortaya koyuyor.
Raporda, kadınlar ve kız çocuklarının kendilerini koruması gereken sistemler tarafından yüzüstü bırakıldığını, bunun da onları istismar, adaletsizlik ve cezasızlık karşısında savunmasız kıldığı uyarısı yapılıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik tepkiler ise giderek artıyor.
Değişimin önündeki engeller
Rapora göre kadınlar ve kız çocuklarının adalete erişiminde adil sonuçların önüne geçen beş temel alan bulunuyor. İncelenen ülkelerin yaklaşık yüzde 70’inde kadınlar erkeklere kıyasla adalete erişimde daha büyük engellerle karşılaşıyor.
Bu engeller şunları içeriyor:
- Ayrımcı hukuki çerçeveler
- Toplumsal normlar
- Yasalar ile uygulama arasındaki boşluklar
- Devletten bağımsız geleneksel adalet sistemleri
- Çatışma ortamları
Bu faktörler birlikte, eşitsizlikleri pekiştiriyor ve kadınlar için adaletin uygulanmasını engelliyor.
Sonuç olarak, dünya genelinde kadınlar erkeklerin sahip olduğu hakların yalnızca yüzde 64’üne sahip. Ayrıca ülkelerin yüzde 54’ünde tecavüzün yasal tanımı rızaya dayalı bir çerçeveye sahip değil.
Hendriks, “Gücün eşit olmadığı yerde adalet nadiren tarafsız işler. Toplumsal cinsiyet eşitliğinden geri adım atıldığı yer tam da burasıdır,” diye konuştu.
Çatışmalar kadınları daha da savunmasız bırakıyor
Kadın hakları, küresel ölçekte artan çatışmalar nedeniyle daha da tehdit altında.
2024 yılında 676 milyon kadın ve kız çocuğu ölümcül bir çatışmanın 50 kilometre yakınında yaşadı. Bu sayı 1990’lardan bu yana en yüksek seviyeyi temsil ediyor.
Bunun sonucunda, çatışma bağlantılı cinsel şiddet ihlallerinde yüzde 87 artış kaydedildi.
Reform: “Kadınlar tarafından, kadınlar için”
“Çok sık şekilde cezasızlık hüküm sürüyor,” diyen Hendriks şöyle devam etti:
“Adalet sistemi kadınlar ve kız çocukları için başarısız olduğunda, zarar tek bir hikâyenin ya da tek bir kadının hayatının çok ötesine geçer. Toplumda güven kaybolur, kamu güveni zedelenir ve adalet kurumları meşruiyetini yitirir."
UN Women'a göre, dünyada hiçbir ülke kadınlar ve erkekler arasında tam yasal eşitliği henüz sağlayabilmiş değil.
Bununla birlikte Hendriks, adalet sistemlerinin değişebileceğini ve dönüşebileceğini vurgulayarak şunu söyledi:
“1970’ten bu yana aile hukukundaki reformlar sayesinde 600 milyondan fazla kadın ekonomik fırsatlara erişim kazanmıştır.”
Hendirks, hükümetler için 2030 yılına kadar uygulanması önerilen sekiz tavsiyeden biri olarak, yargı reformlarının “kadınlar tarafından şekillendirilen ve kadınlar için tasarlanan” bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca bu alanda daha fazla kaynak ve kamu harcaması gerektiğini vurguladı.
Hendriks ayrıca “Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti sona erdirmek için çalışan kuruluşların yaklaşık yüzde 90’ı temel hizmetlerde azalma yaşadıklarını bildiriyor. Yalnızca yüzde 5’i mevcut koşulları iki yıldan daha uzun süre sürdürebileceğine inanıyor" uyarısında bulundu.