Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 61. oturumu, Konseyin kuruluşunun 20. yılı vesilesiyle Cenevre’de 120’den fazla ülkenin katılımıyla başladı. Küresel istikrarsızlığın, savaşların ve artan çatışmaların gölgesinde gerçekleşen oturumda, uluslararası hukuka bağlılık ve insan haklarının korunması vurgusu öne çıktı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, açılışta yaptığı konuşmada, insan haklarının “tam ölçekli bir saldırı altında” olduğunu belirterek Konsey üyelerine güçlü bir çağrıda bulundu. Guterres, bu saldırıların çoğu zaman “en fazla güce sahip olanlar tarafından yönlendirildiğine” dikkat çekti.
Gazze, Myanmar, Ukrayna ve Sudan başta olmak üzere birçok bölgede süren çatışmalara değinen Guterres, özellikle Ukrayna’daki savaşa vurgu yaptı. Rusya’nın geniş çaplı işgalinin dördüncü yılına girildiğini hatırlatan Genel Sekreter, 15 binden fazla sivilin hayatını kaybettiğini belirterek “Artık bu kan dökülmesini sona erdirmenin zamanı çoktan geldi” dedi.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk de ateşkes ve olası barış anlaşmalarında insan hakları ve adaletin temel alınması gerektiğini vurguladı.
“Sessizliğin sonuçları vardır”
BM Genel Kurulu Başkanı Annalena Baerbock ise insan haklarının savunulmasının “seyircilik olmadığını” belirterek, sessizliğin bir tercih olduğunu ve sonuçları bulunduğunu söyledi.
“Büyük sistemler genellikle bir anda çökmez; kural kural, taahhüt taahhüt aşınır. Ve bir gün, kalıcı sandığımız şeyler yok olur,” diyen Baerbock, özellikle Afganistan’da kadınların durumuna dikkat çekti. Yeni Taliban düzenlemelerine göre kadınların, görünür iz bırakmamak şartıyla eşleri tarafından dövülebileceğine dair haberlerin geldiğini hatırlattı.
Baerbock, “En ağır insan hakları ihlalleri karşısında yatıştırma politikaları asla işe yaramaz” dedi.
Ukraynalı çocuklar ve Batı Şeria uyarısı
Baerbock ayrıca, Ukraynalı çocukların kaçırılmasının savaş suçu olarak açık şekilde tanınması çağrısında bulundu. 2014’ten bu yana ailelerinden koparılan ve Rusya’ya götürülen çocuklara dikkat çekti.
Guterres ise işgal altındaki Batı Şeria’da artan yerleşim faaliyetlerine işaret ederek iki devletli çözümün “gözler önünde ortadan kaldırıldığını” söyledi ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.
“İnsanlar pazarlık unsuru haline geliyor”
Genel Sekreter, dünyada artan acıların görmezden gelindiğini belirterek, “İnsanların pazarlık unsuru haline getirildiği, uluslararası hukukun ise bir engel gibi görüldüğü bir dünyada yaşıyoruz” dedi.
Göçmenlerin baskıya maruz kaldığını, mültecilerin günah keçisi ilan edildiğini ve LGBTIQ+ bireylerin hedef alındığını ifade eden Guterres, iklim krizinin hızlandığını ve özellikle kırılgan ülkelerin yeterli finansmana erişemediğini vurguladı.
Yapay zekâ ve yeni riskler
Konuşmasında teknolojiye de değinen Guterres, yapay zekânın giderek daha fazla şekilde hakları bastırmak, eşitsizlikleri derinleştirmek ve kırılgan grupları yeni ayrımcılık biçimlerine maruz bırakmak için kullanıldığı uyarısında bulundu.
“İnsan hakları Doğu’nun ya da Batı’nın, Kuzey’in ya da Güney’in meselesi değildir. Bir lüks değildir, pazarlık konusu değildir. Daha barışçıl ve güvenli bir dünyanın temelidir,” dedi.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Türk ise, uluslararası hukukun ihlal edildiği her durumda, fail kim olursa olsun bunun açıkça dile getirilmesi gerektiğini vurguladı. Türk, devletler, iş dünyası, sivil toplum ve gençleri bir araya getirecek yeni bir Küresel İnsan Hakları İttifakı kurulacağını da duyurdu.
“Geleceğimiz, herkesin haklarını her zaman ve her yerde savunma konusundaki ortak kararlılığımıza bağlı,” dedi.